30 Mayıs 2010 Pazar
Hergün yeni fikir
Hayatımın bir bölümünü yazı yazmak için soğuk olduğundan İskandinav ülkesinin bir köyünde, bir bölümünü de fosiller, kabileler, farklı yaşam tarzlarına sahip insanlar ve kültürleri tanımak için Afrika'da geçirme gibi kararım var sevgili blogger. Medeniyet mi dar geldi diye düşüneceksin ama buna vereceğim cevap hergün yeni ve farklı bir fikirle uyanmak. Mesela böcekleri incelemek istiyorum, fosilleri. Gençken yapmam gereken hiç bilmediğim, dilini konuşamadığım ülkelerin insanlarıyla anlamsız dans etmek, bakışlarla konuşmak. Çok şey var yazacak. Ama yarın başlayacak sınavların endişesindeyim. Hayat ne güzel değil mi???
20 Mayıs 2010 Perşembe
İlginçlik
Nasıl bir gün geçirdiğimi bilmiyorum. Antonin Artaud kitabı aldıktan sonra boş boş dolandım kütüphanede. Konser, tiyatro derken kendi kendime konuşarak döndüm yurda. Ne olacak diye geçirdim içimden. Küçük Prensvari 'insanlar birazcık tuhaf' ı bıraktım; 'dünya ilginç' diye geçiriyorum içimden. Acı olmadan acı çekmek... Sanırım şairlerin bir kısmının yaşadığı bu.
19 Mayıs 2010 Çarşamba
Angelene
dear god, life ain't kind
people getting born and dying
but i've heard there's joy untold
lays on that open road in front of me
my first name is Angelene!
people getting born and dying
but i've heard there's joy untold
lays on that open road in front of me
my first name is Angelene!
18 Mayıs 2010 Salı
Sorular
Ciddi derecede sorularım var artan cinsten. Boş zamanım yok ama her daim ilk fırsatta kendime soru yaratıyorum; anlamlı soru haline getirmekten çok. Peşi sıra giden cinsten. Cevapsız çoğu zaman.
14 Mayıs 2010 Cuma
Kendi kendine röportaj
Bikaç gündür kafamda kendi kendine röportaj yapma fikri var ve bunu yapacam; filmlerde olur ya hani kendi kendine satranç oynayan kişiler; ben de geçmiş-gelecek zamanla ilgili bi röportaj yapacam kendime. İlerde okuduğumda neler hissedecem bakalım. İlk fırsatta paylaşacam sevgili blogger :)
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Beklemek
İnsanın neyi beklediğini bilmemesi ne tuhaf bişey. Bazen beklemeyi beklemek gibi birşey.
Öylece oturup beklemek değil bu. Çıldırmaya yakın bişey. Çünkü benim beklenti anlayışımda sakinlik olmadı hiç. Ne fırtınalar koparmışımdır. Belki de beklediğim fırtınadır.
Öylece oturup beklemek değil bu. Çıldırmaya yakın bişey. Çünkü benim beklenti anlayışımda sakinlik olmadı hiç. Ne fırtınalar koparmışımdır. Belki de beklediğim fırtınadır.
2 Mayıs 2010 Pazar
Sus ve Dinle
Söylenen herşey çoktan söylenmiştir; yazılacak olan herşey fırsatını bulduğu ölçüde çoktan yazılmıştır. Bize sadece onaylamak ya da onaylamamak düşüyor. İşte ben de bu noktada susmam gerektiğinin farkına varıyorum, bazen dinlemek gerektiğinin de. Bişeyler yazarım diye umut ettim, gerisi gelmiyor cümlelerimin şimdi.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Tutunamayanlar
Saat 00.00 ve dün 'Tutunamayanlar'a başladım. Yıllardır kütüphanede defalarca görüp dokunmuş ama etkilemesinden korktuğum için; okumaya başlayamamış, başladığım zaman da bırakmıştım. Hayır hayır kalınlığından değil; beni 'Kinyas ve Kayra' gibi etkilemesinden korktuğum için. Zor toparlıyorum bir şarkı ya da kitaptan sonra kendimi. Kendi hayatımda anti-kahramanlar yaratıp kendimi perçinliyorum etkiyle. Seveceğimi düşünüyorum ama ne bilim işte korku bendeki; beklentim yok aslında. Ama heyecanlıyım da. Türk edebiyatına hep uzak kaldım; son zamanlarda yöneldim. Ama olsun, geç değil. Bittiğinde paylaşmak için de sabırsızlanıyorum.
Kelime Cambazlığı
Farkındalığının farkında olan her insanın meziyeti olduğunu düşünüyorum. Ben de bu noktada kendimi söz cambazı olarak görüyorum; belki sürrealizmi sevdiğim içindir kimbilir? Verin bana daha çok sözcük verin ve ben bir dünya kurayım onlarla; devrikleştireyim, bulandıayım kafaları. İnsanın kendi yazdığına dahi anlam araması ve çelişkiye düşmesi... İletişim, kendini anlatma derdi, derdini anlatma isteği... Sözcükler sadece harflerin yanyana gelmesinden ibaret değildir. Derme çatma duygularda dahi ete kemiğe bürünüp işlevselliğini koruyor. Ama yazılarımda bunu yapsamda; gündelik hayatta bikaç klişe cümleyle geçirince zamanı bişeyle eksik oluyor. Merhaba, tanıştığıma memnun oldum, kendine iyi bak. Bazen bunları zorunlu söyleme durumu var ki. Ben yazılarda sözcüklerle savaşarak, sevişerek kendimi ifade etmeyi seviyorum; içten olmayan ve zorla verilmiş selamlarda, tanışıldığı için memnun olunmalarda ve iyi bakılıp bakılmamasının kişiyi sahiden ne kadar ilgilendirdiği durumlarda özellikle...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)