26 Nisan 2013 Cuma

Tüketmek

Yazmalıyım diyorum; tükenene kadar değil tüketene kadar. Beynimi susturmam gerektiğinin farkındayım zaman kendi sarhoşluğunu bende bulana kadar...
Aklımdan bu iki cümle geçti. Yazacak çok şey var ve üstelik akılda tutamayacak kadar çokken. Ama beynimi toplamalıyım, zihnimin dağınıklılığını belki de sözcüklerle yok edene kadar.
Lanet olası samimiyetsizlik ve beynimin durmak bilmeyen cümleleri peşimi bırakmıyor.
Evet, sanki karşımdaymışçasına susmadan ve inadına ruhumu ve benliğimi ele geçiriyor gibi. Adını koyamıyorum, adını koyarsam tüketmekten korkuyorum çünkü.
Kutsal kavramım olmadığından ve de ne cennete ne cehenneme, ne günaha ne de sevaba hayatımda yer vermediğimden; kendi cennet ve cehennemimi şu an ve şimdi yaşadığım şu yeryüzünde yarattığımdan aileye-dostluğa ve arkadaşlığa-aşka-sanata kutsallığı yükledim. Ama tüketiyoruz. Çırpınıyorum, gerçekten bunu yapıyorum ve gerçekten bu çırpınışı tek başıma yükleniyorum. Hesap verme yetkim yalnızca kendime olsun diye kendime yükümlükler yüklüyorum bu yolda.
Yoruluyorum zihnen evet yoruluyorum.

Bu yazı kısa olmamalı...
Yoksa bu yazıyı da mı tüketmeliyim?

22 Nisan 2013 Pazartesi

Günün Notu

Günlerdir empirizmi ve fenomenolojiyi hayatımda kullanamayacağım için eleştirsem ve okuduğum her şeyi de anlamak-anlamlandırmak için fazlaca zaman harcasam da tüm bunlara değen şeyin ne olduğu "Heidegger-Varlık ve Zaman" aracılığıyla bugün hatırlatıldı. "Felsefi hiçbir metin tüketilemez!"