17 Ocak 2016 Pazar

Dalgalarında Kaybolmak (Being Lost in Your Waves & For Alick)

Bir düşsel gezintideyim Alick,
Sabahın geceyi kovaladığı.
Zamanın susturulmaya çalışıldığı bir yolculuk bu.
Sessiz geçen haftalar...
Uysallaşıyorum, huysuzlaşıyorum.
Yoruluyorum aslında Alick.
Hava alanı yalnızlıkları geliyor aklıma;
Bangkok'ta gün doğumu, İstanbul'da gün batımı.
Zihnimde seni yansıtan bir piramit oluşturuyor.
Okyanus mavisinden oluşan.
Kayboluyorsun dalgalarında sen.
Yok oluyor düşlerim buğulu bir piramitte.
Emek yok, umut yok.
Seni kaybediyorum Alick!
Sayıklıyorum da adını başka şehirlerin bilinmezliklerinde.
Her gün doğumunda, her gün batımında.

Neredesin Alick?
Koşmaya, kovalamaya, seni tekrar bulma umuduna hazırım.
Dalgaların buzlaştığını söyleme bana,
buğulu piramitlerde beni anlamsızlaştırdığını
Gün ışığım, gülüşüm eritebilir mi senin soğuk buzlarını?
Zaman canlandırabilir mi içindeki renkleri?
Bizi bunların ayırdığını söyleme bana,
dönüşümlerin sendeki beni yıprattığını.
Yorgun bir olgunluktayım şu günlerde...
Unutmuş olmamalısın beni Alick.
Göz kalple anlaşma yapıp unutturabilir mi o günleri?
Sıcak Asya'daki cadde koşuşlarını, soğuk otel odalarını...
Yoksunluk acıtabilir mi bizi?
Böylesine uzaktayken, böylesine sessizken...
Adını sayıklayarak uyanıyorum düşsel gezintilerimden Alick,
Ve kayboluyorum ben de senin sessiz dalgalarında.

9 Ocak 2016 Cumartesi

Alice or Alick? Does it matter?

Yine bir havaalanı ve yine göz yaşları... Havaalanlarının bende tuhaf bir çekicilik yaratır ama nedendir bilinmez ilişkilerimde hep noktalar da havaalanlarında konulur.
Alick gidiyormuş bu sefer, ben değil... Tayland'da başlayan bir hikaye  Tr'de ve Fransa'da acısıyla tatlısıyla devam etse de Marakeş'te havaalanında sona eriyor. Onun ne istediğini hiçbir zaman bilemedim. Ama bildiğim bir şey var; onun bende adı Alice. Hayır harikalar diyarındaki Alice değil bu; ben onunla daha çok sıcak bir şehrin yüksek binalarının karanlık odalarındaydım. Bu da pek harikalar diyarı gibi gelmiyor. Onun adı bende Alice, Tom Amca'nın şarkısı gibi;

It's dreamy weather we're on
You waved your crooked wand
Along an icy pond with a frozen moon
A murder of silhouette crows I saw
And the tears on my face
And the skates on the pond
They spell Alice

Beynimde bir senfoni var durmak bilmeksizin ve onun adını sayıklıyorum; Alice ve Alick karışıyor birbirine.

Hayat hiçbir zaman bir kutu çikolataymışçasına görünmedi bana. Siyahımsı, güzel çikolataydın hayatla bağdaşlaştırmaya çalışabileceğim, bitter de olsa güzeldi yine de. Tadı damağımda kaldı. Her biten aşk gibi.

Hoşçakal Marakeş, hoşçakal Alick...