28 Mart 2011 Pazartesi
Siir kitabı
Merhaba güzel dostum; Benim bi planım var; siirlerimi yayımlamak! Evet bu sefer kararlıyım ve hic bu kadar cok istemedim bunu. Cok satmayacak ve belki raflarda eskiyip gidecek ki hatta ben günlerce yayınevinden haber bekleyecem sonuc icin ama olsun. Benim bi kitabım olacak. Ttalı bi heyecanım olacak. 6.45 gibi iyi bir yaynıevine gönderecegim öncelikle internet aracılıgıyla ve zamana bırakacam. Türkiye'ye döndügümdeyse Avrupa'da gezdigim müzelerin resimleriyle ilgili üniversitede kücük bi sergi yapmayı planlamıstım gecen yaz ve bunun icin dilekce bile vermistim. Bunu da gerceklestirecem. Güzel seyler yapacam; kendim icin ve dünya icin. Sanat beynimi uyusturuyor benim ve beni mutlu eden sey bu diyebilirim. Sansa ihtiyacım var mı inan bilmiyorum ama iijtiyacım olan tek sey; zaman!
27 Mart 2011 Pazar
come closer, look deeper
Madem yazıyorum ve hayatım boyunca yazacam o zaman bu konu hakkındaki düsüncelerimi paylasmak istiyorum. Tanımını yapmayı ve kelimeleri kavramlastırmayı ki aslında bir kalıba sokmayı pek dogru bulmuyorum kendimce; ama en azından üzerimde hissettirdiklerini kagıtla, kalemle, klavye tuslarıyla dile getirebilirim. Her zaman yasamın renkli ve sürprizlerle dolu olduguna sahit olmusumdur ve kendi yasamıma ve hatta bir ceyreklik yüzyılıma baktıgımda hep mücadele dolu ugraslarım olmustur. İyi bir aile, güzel arkadaslıklar, okumayı istedigim bir bölüm, ilerde zevkle hatırlayabilecegim güzel anılarım olmustur. Tutkularım da tabii. Bir resme, bir sarkıya hatta özlemini duydugum herseye. Uclarda sevmişimdir, istemisimdir de. Ama hep en az beklentim aşktan yana olmustur. Bu konuda gercekten cok iyimserim; gereginden fazlaca! Son zamanlarda yasadıklarıma bakıyorum da; cok güzel seyler yasadım ama bir bakıma incindim de. Kendimi adapte edecek ugraslarım olmasaydı epey yorgun cıkacaktım duygularımdan. Cok sevdim, cok sevildim. iki iliskiyi kıyaslayınca ve empati kurunca 'ask' denen seyin tanımını buldum. Bizim duygularımızdan cok öte birsey! Mutluluklarımızın toplamının ve kutsal saydıgımız herseyin ötesinde. Ne yazık ki ben bunu yaptım ve somut seylere anlam yükledim. Gelecekle ilgili planlar yapmak yerine hayaller insa ettim ama bir hayalperest olarak değil. Gerceklik kavramı bazen o kadar sıkıcı olabiliyor ki... Hem ay ısıgı altında hayal kurmanın nesi garip olabilir ki; bırak ask iceri girsin ve bırak kendini bir cocukmuscasına. Ama ay ısıgının seni acıtmasına izin verme; ay ısıgının da canını sıkma. Ben bunu da yaptım ama tüm iyimserligimle. Sadece bir gülüs ve sadece bir bakıs icin aşık oldum; ordaki samimiyet adına. Güzeldi ve deger miydi? Kesinlikle evet! Ve bununla birlikte ben her zaman suna inandım. Felsefe sokakta yapılır, insanların arasında; bir odaya kapanarak degil. Bu sadece dünyaya daha fazla soru sorup; cevap alamadıgın ölcüde anlam verememekten ileri gitmeyen bir sey. Sonra kendi hayatıma uygulayınca bunu, bir odada sarkılardaki sözcüklerle iskence etmenin, alınan alkol oranını arttırmanın ve belki daha az acı hissederim olgusuyla daha fazla uyumanın pek saglıklı bir cözüm olmadıgını gördüm, eger bir aşıksan. Cünkü sarapta bile baska yüz görebilirsin. Ask icin ölünmez de; bu kadar yapay ve aciz olmamalı bu ve düz cözümmüs gibi. Birseyler yapılmalı. 'Seni seviyorum'un manasını tüketmeden. Her manevi seyde oldugu gibi mücadele edip, sonra vicdan rahatlıgına bırakmalıydım herseyi. Kendim olmalıydım. 'O seviyor' diye baska zevklerin kurbanı olmamalıydım; olmadım da! Kendin olmak; sabah aynaya baktıgında mutlu oldugun icin mi yoksa ona mutlu görünmek icin mi sorusunun cevabını verebilir. Biliyorum cok zor cevabı günümüzde. Bizler ne Sid&Nancy ne de Bonny&Clyde'ız. Bizler ebeveynler tarafından söylenen 'Büyüyünce doktor olacak' neslinin sadece birer parcalarıyız. Kaldı ki, insanoglunun tuhaf bi yaratık oldugunu düşünmüşümdür. Ne kadar farklı karakterlere sahip olursak olalım hepimizin özünde anlamlandıramadıgımız ama bunun icin ugraslar verdigimiz ortak bi yönümüz var. Gelecege dair bir umut! Tüm iliskilerimizde oldugu gibi. Kırgınlıklarımız olsa da mutlaka icimizde bi umut tasımısızdır; insanlıga dair, gelecege dair, dünyanın daha yasanılır bir gezegen olacagına dair... Hayata dair endiselerim olsa da ben bu konuda cok kararsızım. 'Benim hala umudum var' cümlesini her ne kadar sevsemde böyleyim iste. Benim bi hayalim vardı; yaslandıgımda asık oldugum kisiyle dünyanın en sevimli kasabalarının birinde sarap üretimi yapmak. Sey, sanırım benim bi umudum var. Ama simdi cok yorgun hissediyorum ve biraz da kırgın. Ama minnettar! Demistim ya ask; bizim duygularımızdan cok öte bir sey; kıskanclıklarımızdan, hayal kırıklıklarmızdan, incinmisliklerimizden ve herseyden öte. Peki ya umuttan?
25 Mart 2011 Cuma
Post Rock ♥
Aylardır beni etkisine alan mükemmel ötesi müzik! Nasıl ve ne cesit sekilde hayatıma girdi bilmiyorum ama vazgecemiyorum bi türlü. Trip hop ve indie rocktan sonra vazgecemedigim tür oldu son yıllarıma bakarsam. Mogwai, Explosions in the sky, God is an astronout ve daha bunun gibi bircok. İnsanoglunun güzel seylerde yaptıgının kanıtı bana göre; bir el ve gitar ki onun telleriyle... Uzaklara götürüyor ve bir düs yolculuguna cıkarıyor; sözsüz. Belki de en güzeli bu. Cesitli tınılarla ve acıtmayan sözcüklerle hisler yaratmak. İyi ki müzik var hayatımda ve onsuz ne yapardım bilmiyorum. İyi ki güzel ve kaliteli müzik dinleyicisiyim. İyi ki...
20 Mart 2011 Pazar
Bugun kesfettigim Louise Glück’ün siiri
“acımın sonunda bir kapı var.
duy beni: senin ölüm dediğini hatırlıyorum ben.
korkunç bir şey kalmak
bir bilinç olarak
kara toprağın altında.
herşey biter sonra:
korktuğun, bir ruh oluşun ve
beceremeyişin konuşmayı,
ansızın biter, katı toprak
bükülür azıcık.
ve benim
kuş sandıklarım dalar çalılar arasına.
sen ki hatırlamazsın
öteki dünyadan geçişini.
sana yeniden anlatırım derim:
kim ki döner gelir unutuluştan,
döndüğünde bulur kendi sesini:
hayatımın tam ortasından
görkemli bir kaynak fışkırır,
koyu mavi gölgeler
gökrengi denizde.”
duy beni: senin ölüm dediğini hatırlıyorum ben.
korkunç bir şey kalmak
bir bilinç olarak
kara toprağın altında.
herşey biter sonra:
korktuğun, bir ruh oluşun ve
beceremeyişin konuşmayı,
ansızın biter, katı toprak
bükülür azıcık.
ve benim
kuş sandıklarım dalar çalılar arasına.
sen ki hatırlamazsın
öteki dünyadan geçişini.
sana yeniden anlatırım derim:
kim ki döner gelir unutuluştan,
döndüğünde bulur kendi sesini:
hayatımın tam ortasından
görkemli bir kaynak fışkırır,
koyu mavi gölgeler
gökrengi denizde.”
13 Mart 2011 Pazar
8 Mart 2011 Salı
Happy International Women’s Day!
"A woman must be willing to burn hot, burn with passion, burn with words, with ideas, with desire for whatever it is that she truly loves. One will arrange that one's creative life has consistent fire under it."
"women who run with the wolves: Myths and Stories of the Wild Woman Archetype"
(Clarissa Pinkola Estés)
"women who run with the wolves: Myths and Stories of the Wild Woman Archetype"
(Clarissa Pinkola Estés)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)