"İnsanın tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir. Bu saatin içeriği sonsuz kez, zamanın uzun bir dakika aralığı dolana dek akar durur. O zaman, acılarının ve sevinçlerinin her birini, arkadaşlarını ve düşmanlarını, umutlarını ve hatalarını, en küçük bir ot parçasını ve en küçük güneş ışığını ve her şeyin tamamını bulacaksın. Senin küçük bir parçası olduğun bu halka ömür boyu parlayacaktır."
(Nietzsche-Ewige Wiederkunft)
Düşünüyorum da, hastalıklı depresif ruhlardan uzak durmak gerek. Insanın yapabilecekleri, elde edebilecekleri her şey çok sınırlı, ama bunların hiçbiri hayata bir tavır takınmasına neden olmamalı. Gerçekleştirebilecek, yapacak, tutunacak çok şey var. Ve bunların en üstünde olağanüstü ihtişamıyla "doğa". Doğanın bir parçası olarak onunla bütünleşmek ve belki de bir ağacın kökünde, bir yağmurun damlasında varoluşun özünü bulmak... Ben doğaya ve onun gücüne inananlardanım. Ve sonrasında "sanat". Onun tıkandığımızda dahi varoluşumuza anlam ve coşku kattığı inancındayım. İster sanat bir gerçeklik isterse bir taklit öğesi olarak algılansın benim görüşüm onun her koşulda insana daha çok uyumsallık katmasından yana. Doğanın büyüklüğüne, sanatın ritmine bırakırsa insan kendini neden mutsuz ve tüm bu dinanizme rağmen umutsuz hissetsin ki?
Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü Kütüphanesi - 11 Ocak 2013 - 12.16