24 Ocak 2011 Pazartesi

Redd ve 21


Bikac gündür durmadan Redd dinliyorum ve 21 albümü en güzel albümlerden biri bana göre. Şarkılardaki ruh hali ve reflex soyle; bi yerden müzik geliyor ve öylece duruyorsun. Sözleri yakalamaya calısıyorsun ama basit değil. Plastik ciceklere ve yasadıgımız cagın plastikligine mi kafa yoracaksın yoksa kendi kendine yarattıgın icindeki ve hatta kulagındaki astrotanrıya mı? Cocuk olmayı isteyip; Peter Pan'ı anmak gibi. Sanırım bu şarkılar 'Varolmayan Ülke' ye götürüyor olsa gerek; ya da müzik, sözlerle hatta ritmlerlerle yaratıyoruz biz bu ülkeyi. Tesekkurler güzel ve kaliteli müzik icin...

23 Ocak 2011 Pazar

Kitaplara özlem

Bunu hissediyorum kitaplarımı özlüyorum. Bugün düsündüm de, bi yabancıyla konussam Türk kültürünün eksikligini goruyorum kendimde. Kızmıyor degilim kendime. Aziz Nesin'in Gol Kralı adlı kitabını okumustum yıllar once ve cok kisi bilmese de cok sevmistim. Ve şimdi, Oguz Atay'a, İhsan Oktay Anar'a, Hakan Günday'a ve daha belirtmedigim isimlere haksızlık yaptıgımı düsünüyorum. Müzikte de keza. Bu başarıdan ya da popülerlikten cok begeni ve etkiyle ilgili. Baska kültürlere olan ilginin benim zevklerime golge düsürmesini istemiyorum acıkcası ama buna da izin veriyorum ne yazık ki.

2 Ocak 2011 Pazar

2011

Yorumunu yapamadım, yazamadım, istedim ama... Güzel bi yıldı; dolu dolu oldugu icin güzeldi. Güzel anılarımın ve güzel arkadaşlıklarımın oldugu. İlk zamanlar her zamanki boşlugu hissettim, ama bunun bi sürec değil de olağan bişey oldugunu öğrettim kendime. Beynim düsündü durmadan gecelerce; başka bi Pınar olmak adına. Ama sonrası düşünmemek icin beynimi yordum. Gereksiz güldüm cogu zaman, gereksiz de ağladım; sıkıcı oldugum zamanlarda dahi pozitif olmayı yeğledim. İnsanlar arasında gülümsemeye gayret ettim elimden geldiğince. Hayatımı aileden uzak kendi kendime yönlerdirdim, karakterimi sağlamlastırdım, belki de olgunlastım. Zaman tükettim, ürettim de. Agaclar arasında yalnız yürümenin zevkini arzuladım kosusturmalarımda. Cogu zaman ilklerimi yasadım, yasamaya gayret ettim . Herkesin sıradan buldugu seyleri yücelttim, kutsallastırdıgı seyleri önemsemedim. Hümanist dediler, bazen insanlar arasında olmaya dahi katlanamasamda. Saygıyı önemsedim, vicdan kelimesinin hayatımdaki yerini unutmadan. Aileme, arkadaslarıma, gözümü kapatıp yalvarırcasına sıgındıgım Şey'e şükranlarımı ilettim. Tabiki incindim, toparlanmayı bildim, düşüp kalktım. Müziği eksiltmedim hayatımda, hep benimle olmasına özen gösterdim. Sarhoş oldum, mutluktan ağlayarak yürüdüm yollarda. Aşık oldugumu hissettim. Emek olmadan yararı olmayacagı icin hep gayret ettim...
Yaşamın bundan sonraki serüveni n'olur bilmiyorum ama ben hep gözlerimi kapadıgımda doğayı düşleyeceğim, cocuk olacagım ama tecrübeleri paylaşacagım da. Anlayana düşlerimi anlatacagım coşkuyla, anlamayana icten ice güleceğim. İnsanlar uyurken insanlığı düşüneceğim ki dünyanın istediği insan olma adına. Şaraplar tüketeceğim; şişenin icindeki duygularla. Bu yılın güzel gecmesi icin elimden geleni yapacağım...

7 Kasım 2010 Pazar

Sözcükler

Ve bazen iyi ki sözcükler var diyorum kendi kendime; kurabileceğim cümleler. İnsanın kendine kendini anlatabilmesi, varoluşun verdiği çelişkiyi ve boğazına kilitlenen o şeyi, tarifsiz acıyı aktarabilmesi için var belki de sözcükler. Beynindekileri susturmak için de kimi zaman... Hep bi kurtarıcı bekler ya insan işte asıl kurtarıcıdır bunlar fikrimce. Belki de sabahın gelişini kahve ve müziğe oldugu kadar geceye sıgınan kelimelere de borcludur insan. En önemlisi 'Sus' dediğinde biçimsiz harfler söylettirir gecenin sessizlikte dahi konuşmaya başlama çabalarını. Konusturmak isterdim hayvanları, bitkileri ya da onlarla konusmak. Dili olan herşeye ragmen, söylenilmesi gereken seyleri söyleyemeyenleri. Ama sadece şarkılar konussun şimdi. Cohen gecesi yapalım bu güzelim sonbahar gecesinde! Bir kez daha işkence edelim büyülü sözcüklerle birbirimize; susalım, bırakalım kendimizi öylece müziğe ve beraber yapalım bunu...

27 Ekim 2010 Çarşamba

Kücük Prens


Benim icin dogumgünü ritüelidir bu kitabı yas günümde okumak.


Cözüm ne?

Anlatmak istediğim o kadar cok sey var ki... İcimden gelenleri anlatabilsem ya da aktarabilsem. Gecmis arasında gömülüp gelecekte ne olacagım krizleri beynimi parcalamasaydı ve hala kişiliğim icin verdiğim mücadeleler kemirmeseydi beynimi anlatabilirdim. Ben hep bogaza gömülen acının en zor oldugunu söylerim. Neden öyle hissediyorum su an? Neden hayatımın en dolu ve renkli günlerinde icimdeki farklı bir cocugu uyandırıyorum?

29 Eylül 2010 Çarşamba

Cohen Konseri

Bir ay olmuş yazmayalı. Şu anda Cohen süper şarkılarını burnumun dibinde söylüyor. Dortmund'da konseri var. Orda olmak ve nefis şarkıları söylemek icin neler vermezdim. Ben de odam da dinliyorum.