2 Haziran 2014 Pazartesi

"Vivre sa vie" de Godard


"Bence yaptığımız her şeyden biz sorumluyuz, elimi kaldırıyorum ben sorumluyum, başımı çeviriyorum, mutsuzum ben sorumluyum, sigara içiyorum ben sorumluyum, gözlerimi kapatıyorum ben sorumluyum, sorumlu olduğumu unutuyorum ama öyleyim, kaçışı yok bunun, herşey güzel bence, sadece olayların ilginç yanlarını görmelisin, sonuçta her şey neyse odur, mesaj mesajdır, tabak tabaktır, adam adam, hayatsa yine hayat..." & Nana (Anna Karina)



“I think we’re always responsible for our actions. We’re free. I raise my hand – I’m responsible. I turn my head to the right – I’m responsible. I’m unhappy – I’m responsible. I smoke a cigarette – I’m responsible. I shut my eyes – I’m responsible. I forget that I’m responsible, but I am. I told you escape is a pipe dream. After all, everything is beautiful. You only have to take an interest in things, see their beauty. It’s true. After all, things are just what they are. A face is a face. Plate are plates. Men are men. And life is life."


"Moi, je crois qu’on est toujours responsable de ce qu’on fait. Je lève la main, je suis responsable. Je tourne la tête, je suis responsable. Je suis malheureuse, je suis responsable. Je fume une cigarette, je suis responsable. Je ferme les yeux, je suis responsable. J’oublie que je suis responsable mais je le suis. Après tout, tout est beau, il n’y a qu’à s’intéresser aux choses et les trouver belles. Après tout, les choses sont comme elles sont. Un message est un message, des assiettes sont des assiettes. Des hommes sont des hommes. Et la vie est la vie."

1 Haziran 2014 Pazar

Chavez'den

"Yoksulluğun ilahi bir plan olduğu büyük bir yalandır. tanrı açlık ve yoksulluk isteseydi denizde balık, ormanda meyveler ve insanlık yararına nice şeyler armağan etmezdi. evet tanrı, insanların ulaşabileceği ve herkese yetecek kadar zenginliği tüm insanlara sunmuştur; ama birileri bunların çoğunu almak için "tanrı sizlere yoksulluk karşısında sonsuz ve mutlu hayat verecek" demektedir. yoksulluk arttıkça ve tanrı'nın herkes için verdiği zenginliklere birileri daha fazla el koydukça tanrı adına konuştuğunu ileri sürerek yoksulluk karşısında sus diyen din adamları da çoğalmaktadır. latin amerika yoksulluk karşısında susan insanların coğrafyası olmayacaktır.".

30 Mayıs 2014 Cuma

Lord Byron

There is a pleasure in the pathless woods,
There is a rapture on the lonely shore,
There is society, where none intrudes,
By the deep sea, and music in its roar:
I love not man the less, but Nature more,
From these our interviews, in which I steal
From all I may be, or have been before,
To mingle with the Universe, and feel
What I can ne'er express, yet cannot all conceal.

11 Mayıs 2014 Pazar

Bugün çok güzelsiniz

Bir Tanrı'ya inanmıyorum ve dua etmiyorum. Ama şöyle bir şey yapabilirim. N. Cave, L. Cohen, T. Waits, Bob Dylan, A. Paert ve P. Glass'ın daha uzun yaşayıp güzel şarkılar yaratabilmesi adına Tanrı'ya dua edebilirim. Evet, bunu yapabilirim.

26 Nisan 2014 Cumartesi

Timothy Leary

"İnsanlık tarihi boyunca, bu kaos denizinde aslında kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi ararken korkutulduk ya da terörize olduk ve bunu yapan 'otoritelerdi'. siyasi otoriteler, din otoriteleri ve eğitim otoriteleri bize koydukları kurallarla, verdikleri emirlerle, yaptıkları düzenlemeler, şekillendirmeler ve bilgilendirmelerle bir gerçeklik algısı yarattılar ve bizleri bununla avuttular. kendinizi düşünmek için otoriteyi sorgulamalısınız ve açık fikirlilikle, devlet yüzünden ne kadar savunmasız, karışmış, düzeni bozulmuş halde olduğunuzu ve güvenliğinizin tehdit altında olduğunu öğrenmelisiniz."

22 Nisan 2014 Salı

English Patient

My darling. I'm waiting for you. How long is the day in the dark? Or a week? The fire is gone, and I'm horribly cold. I really should drag myself outside but then there'd be the sun. I'm afraid I waste the light on the paintings, not writing these words. We die. We die rich with lovers and tribes, tastes we have swallowed, bodies we've entered and swum up like rivers. Fears we've hidden in - like this wretched cave. I want all this marked on my body. Where the real countries are. Not boundaries drawn on mapswith the names of powerful men. I know you'll come carry me out to the Palace of Winds. That's what I've wanted: to walk in such a place with you. With friends, on an earth without maps. The lamp has gone out and I'm writing in the darkness.

2 Nisan 2014 Çarşamba

Yolculuk

Louis-Ferdinand Céline, "Gecenin Sonuna Yolculuk"ta yaşamlarımızın yolculuklardan ibaret olduğunu defalarca vurgulamıştı. Öyleyse yine düşelim yollara; kafa dinlemek, keşfetmek, anılar biriktirmek, doğanın içinde olmak ve hatta gündemden uzak kalma adına.