27 Ekim 2010 Çarşamba

Kücük Prens


Benim icin dogumgünü ritüelidir bu kitabı yas günümde okumak.


Cözüm ne?

Anlatmak istediğim o kadar cok sey var ki... İcimden gelenleri anlatabilsem ya da aktarabilsem. Gecmis arasında gömülüp gelecekte ne olacagım krizleri beynimi parcalamasaydı ve hala kişiliğim icin verdiğim mücadeleler kemirmeseydi beynimi anlatabilirdim. Ben hep bogaza gömülen acının en zor oldugunu söylerim. Neden öyle hissediyorum su an? Neden hayatımın en dolu ve renkli günlerinde icimdeki farklı bir cocugu uyandırıyorum?

29 Eylül 2010 Çarşamba

Cohen Konseri

Bir ay olmuş yazmayalı. Şu anda Cohen süper şarkılarını burnumun dibinde söylüyor. Dortmund'da konseri var. Orda olmak ve nefis şarkıları söylemek icin neler vermezdim. Ben de odam da dinliyorum.

29 Ağustos 2010 Pazar

with ♥ from Cologne

Geldim sonunda ve soğuk bir akşamda Köln'den yazıyorum. 2 gün biraz şehir merkezini, Köln Katedrali'ni gezecem. Ben burayı sevdim; soğuk ve insanları yardımsever görünüyor. Biliyorum şimdi Erasmus günlüğüne zaman ayıracağım için sana çok dar zamanlarda yazacam

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Yolculuk

Sevgili Olric'im; ben şimdi Sabiha Gökçen Havaalanı'ndayım; 3 saat sonra yola çıkacağım. Vedalaşma korktuğum gibi olmadı; eğlence beni bekliyor dedim ama Adana havaalanında ablam arayınca birazcık gözyaşımı tutamadım; ama sonra taktım kulaklığı; hadi eyvallah deyip Adana'ya ki geldim buraya. Bakalım beni neler bekliyor. Gece gece tren beklemece, ve lütfen soğuk... Sonrası macera!

23 Ağustos 2010 Pazartesi

i♥Facebook

Şu sosyal medya denen olayın aslını çözebilmiş değilim; popüler kültürün bir parçası olarak yıllar öncesinden üye oldum. İlkokul-ortaokul arkadaşlarımı (ki çoğu yurtdışındaymış) bulmak süper keyif vericiydi. Sonra 100-200 derken 400 ü aşan arkadaş sayım, onlarca eklediğim video ve gereğinden fazlaca harcanan vakti göz önüne alınca epey işe yarıyor. Erasmus ve çoğu meselede az yardım aldığım da söylenemez (Youtube gibi uzun süre yasaklandığnda eksikliğini hissederim); ki msn-cep telefonu az kullanan biri olarak hiç kullanmamaya başladım ama bazen yoruyor; tabi ben kendi kendimi yoruyorum. Anlamadığım şeyse sükse yapma aracı olup olmadığı. Televizyon kanallarında X'in yerinde olmak isterken, kendi sayfamızda kendimizden bir X yaratıyoruz. Evet bunu biz yapıyoruz... Çoğu kişinin eğer gerçek aynasıysa; 'alt tarafı Facebook' demeli mi üye? Bilmem.
Ayrıca şu klasik yorumlar var ya 'cnm çok güzel çıkmışsıııııııın' hahaha. Ya da düğün fotolarını altındaki klasik tebrikler. Böylece bizim insanımızı tanıyoruz. Yorum gücünü görüyoruz. Hoş facebook bir kıstas olmamalı ama napayım işte sevdiğim gibi eleştirmeyi de seviyorum. (ki facebooku eleştirmiyorum!)
İşlevselliğinden haz aldığım feys'e dönmeliyim; ki annem-babam dışında hemen hemen herkes facebookta. Kim ne mi yapmış? Neyi kim mi yapmış? Britney ablamız kilo vermiş, Recep Tayyip amcamızın komik videoları eklenmiş :) Safsatalarım işte...

22 Ağustos 2010 Pazar

Maldoror'un Şarkıları

En sevdiğim kitap; yıllardır yerini kimseye kaptırmadı; arada sırada Küçük Prens ile yanyana durdu çantamda. Ama onun yeri ayrıydı; başucu kitabım oldu hep. Aylarca etkisinden kurtulamadım; hatta 6 bölümden oluşan bu kitabın 7. bölümü yani 7. şarkısını ben yazmaya karar verdim ve epeyce karaladım; sürrealizmle ilgilendim. Arasıra Isidore Ducasse'ı andım; daldım gittim; sustum ve gülümsedim. Fransızca öğrenmeye karar verdim çevirisi için, kursa da gittim. Ulaşmam güç olmuştu kitaba ilk başlarda ama ulaşınca satırları ezberledim. Kitabı barındıran okyanus kelimesi oldum kimi zaman da Maldoror'la okyanusun dibinde dalıp giden biri. Elend'in Solitude şarkısıyla kaç gecemi geçirdim onunla uzun zaman önce.
Uzun süre oldu elime alıp sayfaları kurcalamayalı; açıkçası benim için değerli şarkıları yanımda götürüp götürmemekte de tereddüt ediyorum.