30 Ocak 2013 Çarşamba

Bir Murakami kitabı sonrası geçmişe bakış




There never is a way without a why. Do we return after we die?
Is life a circle? Are we hurtled headfirst into space?
Will we wind up as the bunch of grapes that makes the wine...
that Christ exchanged for water. Are we blood? Are we lime? Do you live?
We need a sign - is anybody there? Are you listening?

24 Ocak 2013 Perşembe

Kadınlar için kitaplar


Kurtlarla Koşan Kadınlar - Clarrissa P. Estes

Cinsel Kimlikler - Camille Paglia

19 Ocak 2013 Cumartesi

Yalnızlık Sarayları

Ara sıra okumam gereken yazılardan...
Ellerine sağlık Cüneyt Özdemir.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1110955&Yazar=CUNEYT-OZDEMIR&CategoryID=97

12 Ocak 2013 Cumartesi

Doğa ve Sanat ile Bütünlük

"İnsanın tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir. Bu saatin içeriği sonsuz kez, zamanın uzun bir dakika aralığı dolana dek akar durur. O zaman, acılarının ve sevinçlerinin her birini, arkadaşlarını ve düşmanlarını, umutlarını ve hatalarını, en küçük bir ot parçasını ve en küçük güneş ışığını ve her şeyin tamamını bulacaksın. Senin küçük bir parçası olduğun bu halka ömür boyu parlayacaktır." 
(Nietzsche-Ewige Wiederkunft)

Düşünüyorum da, hastalıklı depresif ruhlardan uzak durmak gerek. Insanın yapabilecekleri, elde edebilecekleri her şey çok sınırlı, ama bunların hiçbiri hayata bir tavır takınmasına neden olmamalı. Gerçekleştirebilecek, yapacak, tutunacak çok şey var. Ve bunların en üstünde  olağanüstü ihtişamıyla "doğa". Doğanın bir parçası olarak onunla bütünleşmek ve belki de bir ağacın kökünde, bir yağmurun damlasında varoluşun özünü bulmak... Ben doğaya ve onun gücüne inananlardanım. Ve sonrasında "sanat". Onun tıkandığımızda dahi varoluşumuza anlam ve coşku kattığı inancındayım. İster sanat bir gerçeklik isterse bir taklit öğesi olarak algılansın benim görüşüm onun her koşulda insana daha çok uyumsallık katmasından yana. Doğanın büyüklüğüne, sanatın ritmine bırakırsa insan kendini neden mutsuz ve tüm bu dinanizme rağmen umutsuz hissetsin ki?

Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü Kütüphanesi - 11 Ocak 2013 - 12.16

30 Aralık 2012 Pazar

Hızlı ve Güzel

Ve bir yıl da geride kalıp avuçlarımızdan kayıp gitmek üzere...


Zamanını tutamadığımızda ona uyum sağlamaya karar verme anımız gibi...

Özlemlerinizi bastıramadığımızda ansızın yeni düşlere adım atmamız gibi...

Bol umutlu, bol güneşli, bol keyifli ve verimli bir yıl dilerim herkese. Sevgiye daha çok kucak açıldığı, aydınlığa daha çok kapı aralandığı bir yıl... Yolda olmanın cazibesiyle; müziğin ritmi, şiirlerin lirizmi, doğanın renkleri, bütünlüğün ahengi, zamanın sonsuzluğu, insanlığa inancın kıpırtıları, dostluğun sınırsızlığı, düşlerin heyecanı, aşkın coşkusu ve sarhoşluğu bizimle olsun. Huzur, barış ve güzelliklerle birlikte her şey gönlümüzce olsun...

Sevgiler,
Pınar


29 Aralık 2012 Cumartesi

Karanlık Ama Güzel



https://www.youtube.com/watch?v=6mKLAqKyzp8&feature=share



https://www.youtube.com/watch?v=bXHPkug85Qk

25 Aralık 2012 Salı

Goodbye sweet romance i am flying away now

Savunmasızlık her yerde büyük bir kaçışla birlikte. Şarkının sarhoşluğuyla çarpık cümleler kurabilirim. Algılarımsa yeterince yerli yerinde oysa.
Hayır gelecek kafamdaki gibi tasarlanmamalı diyorum kendimce ve hatta bazen hikayeler kendiliğinden gelişmeli diyorum. Yaşanmışlıkları çemberin dışında bırakara üstelik.
Uzak özlemi hiç olmadığı kadar sarıyor beni ve esir ediyor benliğimi. Hoşçakal demek istiyorum merhaba'ları içimde ve benimle birlikte taşıyarak. Ve belki birgün dilimden dökülmesinin umuduyla. Avusturalya"ya gitmeliyim ya da Afrika'ya. Hayattan ne istediğini bilmemek çok acı ve bunun üstüne inşa ettiğim şey geleceğe yönelik kariyer planları. Geleceği sadece ismin önüne gelecek bir şey olarak görmüyorum. Ama şimdilik bunu yapmalıyım.
Uzun zamandır şiir yazamadığımı fark ettiğimden beri hayatın şiirsellikle yaşanması gerektiğini gözümüze gözümüze vuran filmlere daha bi hassasiyetle bakmaya başladım. O'ndan sonra hiç şiir yazamadım belki de asıl neden ilham kaslarımın törpülenmesi.
Hayallere karşı daha fazla kötümcül olmak istemiyorum onca zaman sonrasında. İyimserlikle karşılamaya çalışıyorum kafamın içindekilere. Olgunca bir tutumla yaklaşmak için öyle çabalıyorum ki. Sadece ben miyim acı çeken diye soruyorum... Sadece ben mi?
Bir zamanlar dünyaya bakmış olduğum o küçük deliğin kapanmaması için mücadelem. Çünkü orada tüm canlılığıyla gökyüzü var; sevdiklerim-sevmediklerim-ailem-arkadaşlarım-şarkılarım-hayallerim ve şu an yazmak için aklıma gelmeyen birçok şey...
Acı var, umut var, hikayeler var, hayaller var ve bir de savunmasızlıklarım...

Peki ya O?
'Hoşçakal' demek için bile yok...

https://www.youtube.com/watch?v=MhhkursU-Lo&feature=share