29 Aralık 2012 Cumartesi

Karanlık Ama Güzel



https://www.youtube.com/watch?v=6mKLAqKyzp8&feature=share



https://www.youtube.com/watch?v=bXHPkug85Qk

25 Aralık 2012 Salı

Goodbye sweet romance i am flying away now

Savunmasızlık her yerde büyük bir kaçışla birlikte. Şarkının sarhoşluğuyla çarpık cümleler kurabilirim. Algılarımsa yeterince yerli yerinde oysa.
Hayır gelecek kafamdaki gibi tasarlanmamalı diyorum kendimce ve hatta bazen hikayeler kendiliğinden gelişmeli diyorum. Yaşanmışlıkları çemberin dışında bırakara üstelik.
Uzak özlemi hiç olmadığı kadar sarıyor beni ve esir ediyor benliğimi. Hoşçakal demek istiyorum merhaba'ları içimde ve benimle birlikte taşıyarak. Ve belki birgün dilimden dökülmesinin umuduyla. Avusturalya"ya gitmeliyim ya da Afrika'ya. Hayattan ne istediğini bilmemek çok acı ve bunun üstüne inşa ettiğim şey geleceğe yönelik kariyer planları. Geleceği sadece ismin önüne gelecek bir şey olarak görmüyorum. Ama şimdilik bunu yapmalıyım.
Uzun zamandır şiir yazamadığımı fark ettiğimden beri hayatın şiirsellikle yaşanması gerektiğini gözümüze gözümüze vuran filmlere daha bi hassasiyetle bakmaya başladım. O'ndan sonra hiç şiir yazamadım belki de asıl neden ilham kaslarımın törpülenmesi.
Hayallere karşı daha fazla kötümcül olmak istemiyorum onca zaman sonrasında. İyimserlikle karşılamaya çalışıyorum kafamın içindekilere. Olgunca bir tutumla yaklaşmak için öyle çabalıyorum ki. Sadece ben miyim acı çeken diye soruyorum... Sadece ben mi?
Bir zamanlar dünyaya bakmış olduğum o küçük deliğin kapanmaması için mücadelem. Çünkü orada tüm canlılığıyla gökyüzü var; sevdiklerim-sevmediklerim-ailem-arkadaşlarım-şarkılarım-hayallerim ve şu an yazmak için aklıma gelmeyen birçok şey...
Acı var, umut var, hikayeler var, hayaller var ve bir de savunmasızlıklarım...

Peki ya O?
'Hoşçakal' demek için bile yok...

https://www.youtube.com/watch?v=MhhkursU-Lo&feature=share


19 Aralık 2012 Çarşamba

Kapitalizm ve Siradanlastirilmamiz


https://www.youtube.com/watch?v=BlmK0Go7N9E

https://www.youtube.com/watch?v=o1gHw52S4sQ

17 Aralık 2012 Pazartesi

Merhaba

Merhaba Turkiye benimle danseder misin bu gece? Saatlerce suren bir yolculuk sonrasi diyebilirim ki yorgunlugu gectim acayip dansetmek istiyorum, hatta yerimde duramiyorum. :)

11 Aralık 2012 Salı

Bir Berlin Gecesi

Saat 04.10, karlı bir Berlin gecesi, bir bira, Refugee-Oi Va Voi...
Daha çok inanç...

Birkaç gündür kafamdan geçen cümle: Ve kar tüm kötülükleri örter!

Sence gerçekten bu böyle mi?

6 Aralık 2012 Perşembe

Ve Berlin

Evet gidiyorum ve ucagim yarin sabah. Pimpiriklikten ve 6.00da Kizilay`da havaalani otobusu yakalayamama korkusundan gece gidip bekleyecegim. Sevgili Katja karsilayacak beni. Hava soguk, heyecan var mi evet var. Cok ozlemisim oralari... Peki ya Elise, ah Tanrim kalbimde onun yeri bambaska! Hatta 1 aylik vize aldigim icin atlayip yilbasinda Fransa`ya gidip surpriz yaparim dedim ama hem maddi olarak hem de sinav zamani acisindan pek mumkun degil. Onun disinda bazi seyler cok guzel gidiyordu ama bu hafta hep olumsuz gelismeler cok uzdu. Umudumu yitirmeyecegim. Berlin`de dahi sansimi deneyecegim.
Temmuzdan sonra hersey guzel olsun istiyorum gercekten.
Bunu cok istiyorum!

Bol eglenceli bi Berlin zamani diliyorum.

2 Aralık 2012 Pazar

Ulke ve Insanlari


Kalem goze de batar, kagida da, kalbe de.
Goze batar oldurmekten beter eder ulkenin insanlarini.
Kagida battiginda kalem, acilan deliklerden ulkenin manzaralari dokulur tek tek.
Peki ya kalp? Sorgulatir, susturur ve bir sekilde acitir bir yerlerden hem de kanatmadan. Ne olacagini dusunursunuz? Insanlarini ve yasanmisliklarini, pek mutlu olmayan tarihlerini, gelecegi somurulmus ulkenin vaadlerle suslendirilmis haberlerini… Toplumsal gercekliklerimizi bir yazgiymiscasina one suren zihniyetin evlatlari olarak, kanla sulanmis topraklarin davasi bize uygun gorulmus. Ya simdi? Insanlar oluyor hem de hicbir cevap, cozum bulunmadan. Birseyler degisiyor, gozumuz acik olmadan, sorgulayamadan. Baska masallara yoneliyoruz, kalemin daha saf oldugu, daha umut dolu kelimelere dili varan. Her yerde konusuyoruz son gunlerde, yapabildigimiz tek sey bu olsa gerek. Sucluyoruz, kiziyoruz, hayal kuruyoruz ama hep bi yandan kalemin en sivri ucu acitiyor. Acitiyor ki yazip cizenler hapse gidiyor tek tek. Acitiyor ki gozumuz kor edilmeye mahkum. Hain oluyorsunuz bu ulkede, fasist, insan turune girmeyi haketmeyen bir yaratik. Dusman oluyoruz birdenbire ve tarih hesaplasmasina birakiyoruz icimizdeki nefretleri. Kalem bicak olunca kesiyoruz doganin ellerini. Bicak aslinda bicak olunca kaybediyoruz tum masumiyetimizi. Intikam dolu yuzlerle bedenimizden cikariyoruz ofkemizi.
Sen, “O” olunca insani degil insanligimizi yitiriyoruz. Yazilan sarkilarimiza nefret sucunu yukleyerek melodilerimizi gezegene gonderiyoruz. Biz ile baslayan sarkilar savrluyor, savruldukca bozguna ugruyor.
Iste anlatmak istedigim kalbimize batan kalemi iktidar savasina cevirmemiz. Bu iktidar savasinda oz varligimizi yok ediyoruz. Aydinligin parladigi yolu degil kirli ideolojilerin kaybedilmis aurasini takip ediyoruz. Degisimi ve donusumu ideolojilerin tutsakliklarina emanet rdiyoruz. Biz yapiyoruz bunlari hem de kalemimizin en sivri haliyle.
Yuzumu Hamlet`e ceviriyorum, karakterlerdeki iktidar tutkusuna. Butun degerlerini hice sayarak iktidar ugruna olduren, topragin gozu doyurmayacagini bilmeden.  Paradokslarimizi yasadigimiz ulkenin birer yabanil efendileriyiz biz. Modernligin uzerimizdeki iktidari altinda…