Hersey yolunda; bazen 'geri dönüs' fikri aklıma gelince üzülmüyor degilim ki özleyecegim cok seyler olacak diye. Anne gibi bir hoca, dünyalar tatlısı bir dost, harika arkadaslar ve hoslandıgım kisi. Daha fazla konusmamalı. 'Yasandı ve bitti' olsun ve öylece kalsın. Peki ya sonra...
Neyse, hersey yolunda, planlarım var ve evde internetim yoktu cunku ders calısmak icin internet kablosunnu arkadasa verdim. Kitaplarımı özledim. Hava temmuz ayı olmasına ragmen sonbahar gibi ve soguk cogu zaman. Eve kapanıp kitap okuyasım geliyor ama ders-aksam parti olayı adapte olayını zorlastırıyor. internet oldugunda yeni isimler kesfediyordum dinlemek icin ve Last fm-youtube aracılıgıyla kulaklarım ve ruhum muzige duyuyordu. Ayrıca hala Nick Cave'in sarkılarını bıkmadan usanmadan dinliyorum, saatlerimi alıyor ama olsun. Uyurken de Sigur Ros acık ki dünyadan haberim olmuyor. Mutluyum. Extrem bir hayatım yok (sacma oldu bu kelime ama anlatmak istedigimi anlattım sanırım) ama yetiyor. Ben bunu seviyorum. :)
Sangria manyaklıgım basladı. (Ve neden hep ben ucarda seviyorum?) Bugun de 'Öteki Renkler' kelimesi kafama takıldı. Bi kac yazarı andım...
20 Temmuz 2011 Çarşamba
4 Temmuz 2011 Pazartesi
O
İcim kıpır kıpır, tamam cok klasik ama anlamlı benim icin, en azından tatlı bi heyecan. Ben sınıf arkadasıma karsı bir seyler hissediyorum ki sadece t-shirtünün ve kaleminin rengini biliyordum zaten derste onu izlemekten yorulmustum. Üstelik gecen sene Heidegger dersini ortak almıs olmamıza ragmen bu yıl Aristotle'da aynı sınıftayız ve ben bikac hafta once biseyler hissetmeye basladım. Bilmiyorum klasik bir Alman yüzüne sahip ve hep düsünceli. Dersten once yalnız oturur ve her zaman selam verir bana ki bugun de gidip Aristotle odevinde sorum olursa yardımını istemek icin mail adresini istedim. Tabiki yok boyle bir sey ve amacım sadece adını ögrenmek ve basardım. Elise'nin tahmin ettigi isme sahipmis. Mutluluktan uctum sonra. Bi daha göremeyecem belki onu ama ne bilim güzel bi anı (macera diyemeyecgim) olarak kalsın!
13 Haziran 2011 Pazartesi
Bi kac güzel sey
Merhaba güzel dostum;
ben yine seni ihmal ettim sanırım ama güzel haberi verirsem bana hak verecegini düsünüyorum. Erasmusumun özel hayat nedeniyle 2 ayı (mart ve nisan) berbat sekilde gitmisti ve simdi hersey yolunda. Yurt bulmam ve dünyalar tatlısı arkadasım Elise sayesinde diyebilirim. Düzenim var, kafam rahat ki sadece hergün geri dönme fikri üzüyor ve ben realiteye dönme icin pek bi olgunluk gösteremiyorum. Ama toparlanmam bana güc verdi diyebilirim ve alkol almıyorum eskisi gibi ama cok müzik dinliyorum; yeni isimler kesfediyorum. Bu aralar Cat Power, Lisa Hannigan, Scout Niblett, Shannon Wright gibi depresif ama güzel seslere kendimi bıraktım. Ama gercekten mutluyum, tabi ara sıra bilmedigim yerleri kesfedip gitme istegi olmuyor degil (önceki gün Güney Fransa kasabalarını gezmek isterken dün de Jamaika ve Karayipler hayali kurdum hehe) Cok süper bir dostum var diyebilirim, üstelik Fransız ve dünyalar tatlısı. Cekingen, yanakları hemen kızaran cinsten ki adı Elise. Felsefede okuyor ve gecen dönemden Erasmus arkadasım ve bi kac ay önce birlikte zaman gecirmeye basladık. Benden daha olgun 3 yas kucuk olmasına ragmen. Anlattıgına göre Lille yakınlarında bir kasabada dogmus ve doganın icinde. Ne güzel degil mi? Gecen haftasonu Maastricht'te agaca tırmanırken, tahtaravalliye kosarken, ayakkabılarını cıkarıp ayagını suya koyarken de anladım bir kez daha anladım; sordum ve de yanıtladı, cok zengin olma hayalleri yok ve en cok da sunu yamayı seviyorum. Beni sıkılmadan dinlemesi ve ben hep İzlanda'dan bahsediyorum ki hep dinliyor, dalga gecmiyor. Ne güzel degil mi? Erasmus süresinde gercek insanı bulmak. Cok sanslıyım ve bu nedenle de gecen dönem gibi cok partiye gitmektense Elise ile konserlere, film izlemeye, yeni yerler kesfetmeye gidiyoruz.
Daha baska ne yazabilirim diye düsünüyorum. Bir hafta Katolik bayramı süresince tatil var ve ben dil kampına girmis bukunmaktayım ama su Facebook olayının üstesinden iradeli bir sekilde gelemiyorum.
Son olarak, dün secim vardı Türkiye'de ve buraya gelen insanlar daha fazla milliyetci olurken, samimi söylüyorum ben daha cok sogudum sevgili ülkemden.
İyi aksamlar güzel dostum!
ben yine seni ihmal ettim sanırım ama güzel haberi verirsem bana hak verecegini düsünüyorum. Erasmusumun özel hayat nedeniyle 2 ayı (mart ve nisan) berbat sekilde gitmisti ve simdi hersey yolunda. Yurt bulmam ve dünyalar tatlısı arkadasım Elise sayesinde diyebilirim. Düzenim var, kafam rahat ki sadece hergün geri dönme fikri üzüyor ve ben realiteye dönme icin pek bi olgunluk gösteremiyorum. Ama toparlanmam bana güc verdi diyebilirim ve alkol almıyorum eskisi gibi ama cok müzik dinliyorum; yeni isimler kesfediyorum. Bu aralar Cat Power, Lisa Hannigan, Scout Niblett, Shannon Wright gibi depresif ama güzel seslere kendimi bıraktım. Ama gercekten mutluyum, tabi ara sıra bilmedigim yerleri kesfedip gitme istegi olmuyor degil (önceki gün Güney Fransa kasabalarını gezmek isterken dün de Jamaika ve Karayipler hayali kurdum hehe) Cok süper bir dostum var diyebilirim, üstelik Fransız ve dünyalar tatlısı. Cekingen, yanakları hemen kızaran cinsten ki adı Elise. Felsefede okuyor ve gecen dönemden Erasmus arkadasım ve bi kac ay önce birlikte zaman gecirmeye basladık. Benden daha olgun 3 yas kucuk olmasına ragmen. Anlattıgına göre Lille yakınlarında bir kasabada dogmus ve doganın icinde. Ne güzel degil mi? Gecen haftasonu Maastricht'te agaca tırmanırken, tahtaravalliye kosarken, ayakkabılarını cıkarıp ayagını suya koyarken de anladım bir kez daha anladım; sordum ve de yanıtladı, cok zengin olma hayalleri yok ve en cok da sunu yamayı seviyorum. Beni sıkılmadan dinlemesi ve ben hep İzlanda'dan bahsediyorum ki hep dinliyor, dalga gecmiyor. Ne güzel degil mi? Erasmus süresinde gercek insanı bulmak. Cok sanslıyım ve bu nedenle de gecen dönem gibi cok partiye gitmektense Elise ile konserlere, film izlemeye, yeni yerler kesfetmeye gidiyoruz.
Daha baska ne yazabilirim diye düsünüyorum. Bir hafta Katolik bayramı süresince tatil var ve ben dil kampına girmis bukunmaktayım ama su Facebook olayının üstesinden iradeli bir sekilde gelemiyorum.
Son olarak, dün secim vardı Türkiye'de ve buraya gelen insanlar daha fazla milliyetci olurken, samimi söylüyorum ben daha cok sogudum sevgili ülkemden.
İyi aksamlar güzel dostum!
30 Mayıs 2011 Pazartesi
Face
Defalarca denedim Facebook'tan uzak durmayı, ama olmuyor. Seviyorum, sevmiyorum hic bilmiyorum; onla da olmuyor onsuz da. Nasıl desem, insanlara yakınlastırıyor, uzaklastırıyor da.
29 Mayıs 2011 Pazar
Son günler
Günlerim dou dolu geciyor ve bunu seviyorum, uyuyacak zaman bulamayıp, partide uyumak. Bir yandan ailemden para istememek ve ayaklarım üzerinde durmak icin is bakıyorum, hos part-time calıstıgım islerden kazandıgım parayı gezme amaclı kullanıyorum; cünkü Türkiye'ye donunce tekrar yurtdısı ve vize olayı zor olacak. İyisi mi degelendireyim. Dönmek dedim de, icimden hic gelmiyor. Kalan 2 yıl nasıl gececek. Bu soru bir an olsun yalnız bırakmayıp, kemiriyor beynimi. Yogunluga vuracam kendimi tekrar tekrar, simdilik en iyi cözüm bu. En azından öyle görünüyor.
23 Mayıs 2011 Pazartesi
la la la
Acayip mutlu hissettim aksam kedimi cunku izlandalı biriyle ilk kez konusup bilgi aldım, izlandaca derslerine giriyorum ki bi kac fiilin cekimini dahi ogrendim. İkinci dil olarak Danca ogrendiklerini, golf stream akıntılarından dolayı soguk olmadıgını, ogrenci yasamının pahalı oldugunu, azınlık olduklarında dolayı sıcakkanlı olduklarını...
Gidecem gidecem bi gün
Gidecem gidecem bi gün
22 Mayıs 2011 Pazar
Aptal
23 Mayıs 2011! Hic heyecan yok, oysa haftalar oncesinden bu tarihte bulusacagımız kararlastırılmıstı ve ilk baslarda bekledim. Hikayesi olan mavi elbiseyle kapını calacaktım, belki kek bile yapardım senin icin (elimden geleni yapardım aslında) Ama neden bunu yaptın ve neden bana bagırdın, beni incittin, aglattın, evden kovdun. Kabul ediyorum gece 2.00 civarı kapını calmak mantıksızcaydı; ama seni gercekten cok ozlemistim ve herseyi asıp gelirdim her kosulda ve bu benim icin hicbirseydi. Peki ya 2 ay suresince alkolun hayatımdaki lanetli islevi? Merak etmiyorsundur biliyorum; toparlandım ben, mutlu olmaya calısıyorum ve aklıma her geldiginde (lanet olasıca günün her anı) kızgınlık belirtisi hissetmek istiyorum, bazense aglıyorum. Ben hala acı cekiyorum ama egleniyorum da sanki kosullanmıs gibi. Ben bunu ve bu gozyaslarını hak etmedim. Sadece 3 ayım kaldı ve sonrası... Hayatın beni yonlendirdigi yone dogru gidecegim ki sen de oyle. İlk kez 'Biz'li bir cümle kurmak istersem; birbirimizi hatırladıgımızda gulumseyecegim ben. Tabiki bu mumkun, seni hatırlayacagım; tum iyi niyetimle. Erasmus'umun en acı kısmı olsanda benim anılara sadık yapım her zaman saygı duymam gerektigini hatırlatacak! Sen o lanet ve basarısız dünyanda yok olup giderken ben hep yazacam siirlerden ve sarkılardan intikam alarak. Palahniuk, Iggy Pop vs. hep seni hatırlatacak, hersey ardımdan gelecek ama her ne kadar isin zor kısmını atlatsam da arkamdan kovalayacak birseyler. Hallelujah gülümsetecek ve yıllar sonra seni cocuklarıma anlatacam. Sana söz veriyorum, hayır hicbir sey icin soz vermiyorum. Yıllar sonra birbirimizi gorecez; Before Sunrise'daki gibi. Salak bir hikayenin parcası olarak ben hala yumurtanı ve cakmagını saklıyor olacakken.
Kendi yolumuzu tuttuk ve Facebookta yeni yetmeler gibi rol yapmanın luzumu yok. Bazen susarak da cok sey anlatabilir insan. Senden sonra ben bunu sarkı ve siirle yaptım. Güclü hissediyorum. Kendine iyi bak. Hayır ne yaparsan yap. Bu kadar ve bitirmeliyim. İkimiz aptaldık ama ben mutlu bir aptaldım. Tesekkurler.
Kendi yolumuzu tuttuk ve Facebookta yeni yetmeler gibi rol yapmanın luzumu yok. Bazen susarak da cok sey anlatabilir insan. Senden sonra ben bunu sarkı ve siirle yaptım. Güclü hissediyorum. Kendine iyi bak. Hayır ne yaparsan yap. Bu kadar ve bitirmeliyim. İkimiz aptaldık ama ben mutlu bir aptaldım. Tesekkurler.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)