14 Mayıs 2016 Cumartesi

Poem For Marc

OKYANUSUN İLÜZYONUNDA KAYBOLAN KEDİ KADIN

"Bu da güzeldi" dedi kedi kadın,
Hiç olmayacağı kadar naif ve kırılgan.
İkimizin arasındaki sessizliğe gömülü titreşimler gibi.
Soluk tenlere bahar geldiğinde,
Dahil oldu evindeki koca bir ayine.
Gökyüzüne uzananan adımları hayal ederken...

Ve sarınca iç huzursuzluk benliği,
Bir tükenmişliğin içinde buldu kendini.
'Kabullenmek gerek bazen' dedi kendince;
geçiciliği, sonluluğu ve de ne yazık ki sahiciliği.
Sensiz günler onu yordu, sen kendi günlerinle yorulurken.
'Sessizlikte insan nasıl da değişiyor zamanın büyüsüyle' diye sayıkladı.

'Yine yazışırız, yine konuşuruz' dedi kedi kadın gülümseyerek.
'Sarmaşık duygularda kayboluruz tekrar tekrar'.
Sen yücelirsin, kutsanırsın; oysa o hergün ölür içinde.
Uykusuda okyanusa yolculuk eder sonunda.
Ay diğer yarısını kaybederken...
Bilinir ki göklerdeki karnaval bile biter sanrılarıyla.

Okyanusun dibinde buldu kendini kedi kadın,
mavi hüzünlerde savaşıp kahraman olmayı arzularken.
Cesaretlendi; fakat zamana yenildi; hikaye çoktan bitmişti.
Hep sadık kalan hazzın, minnettarlık duyulan anların vazgeçişi gibi.
Onarıp durdu, çırpındı, yoruldu, ve boğuldu.
Bir şarkı daha yaşlandı böylelikle.
Bir bardak kahve daha zehirledi sonunda.
Ölü bedeni tam vahşi bir kedi gibi yanına sokulacakken,
İllüzyonun içinde kaybolup yok oldu,
dalgalar onu ararken.

Gün bitti; güneş doğdu; ayakları geriye gitti.
Yalınayak evine dönen umutsuz masal kahramanı gibi.
'Hoşçakal' dedi kedi kadın tüm taşkın duygularıyla,
Kalbine saplanan okları çıkarırken.
Geriye yavan bir tad kaldı ağızda;
tüm hissizliğiyle...

15 Nisan 2016 Cuma

That's the question

Gitmek istiyorum...
Kalmak istiyorum...

Zavallı hissediyorum. Güçlü hissediyorum. Canım acıyor. Mükafatlandırılıyorum. Kalıyorum. Gidiyorum. Ağlıyorum. Gülüyorum. Canım sıkılıyor, canımı sıkıyorum bile bile.
Yalnızlaşıyorum, içimdeki kalabalık isyanlaşıyor.
Susuyorum. Konuşuyorum.

Bitiyor. Bitmiyor.

Boğuluyorum.

2 Mart 2016 Çarşamba

16 Yıllık Manifesto

… Tanrının şaheserleri mi yoksa Şeytan’ın kötü bir şakası mı olduğumuzu artık bilmiyoruz. Biz, insancıklar:
Her şeyin yok edicisiyiz.
Hemcinslerimizin avcısıyız, atom bombasının, hidrojen bombasının ve insanları öldürürken nesnelere hiç zarar vermediği için bunların arasında en faydalısı olan nötron bombasının yaratıcılarıyız, makineler icat eden, icat ettiği makinelerin hizmetinde yaşayan, içinde yaşadığı evi yiyip bitiren, kendisine içecek olan suyu ve yiyecek veren toprağı zehirleyen, kendisini kiralayabilen ya da satabilen ve kendi benzerlerini kiralayabilen ya da satabilen, zevk için öldürebilen, işkence eden, tecavüz eden yegâne hayvanlarız.
Ama aynı zamanda da,
gülen, uyanıkken düş kuran, ipekböceğinin salyasından ipek yapan, çöplüğü güzelliğe dönüştüren, gökkuşağının tanımadığı renkleri keşfeden, dünyanın seslerine yeni müzikler katan, ve gerçeklikle hafıza dilsiz olmasın diye yeni sözcükler yaratan yegâne hayvanlarız…

Eduardo Galeano / Aynalar


https://yesilgazete.org/blog/2016/03/01/vazgecilemeyen-dunya-ve-biz-insanciklar-omer-madra/

17 Ocak 2016 Pazar

Dalgalarında Kaybolmak (Being Lost in Your Waves & For Alick)

Bir düşsel gezintideyim Alick,
Sabahın geceyi kovaladığı.
Zamanın susturulmaya çalışıldığı bir yolculuk bu.
Sessiz geçen haftalar...
Uysallaşıyorum, huysuzlaşıyorum.
Yoruluyorum aslında Alick.
Hava alanı yalnızlıkları geliyor aklıma;
Bangkok'ta gün doğumu, İstanbul'da gün batımı.
Zihnimde seni yansıtan bir piramit oluşturuyor.
Okyanus mavisinden oluşan.
Kayboluyorsun dalgalarında sen.
Yok oluyor düşlerim buğulu bir piramitte.
Emek yok, umut yok.
Seni kaybediyorum Alick!
Sayıklıyorum da adını başka şehirlerin bilinmezliklerinde.
Her gün doğumunda, her gün batımında.

Neredesin Alick?
Koşmaya, kovalamaya, seni tekrar bulma umuduna hazırım.
Dalgaların buzlaştığını söyleme bana,
buğulu piramitlerde beni anlamsızlaştırdığını
Gün ışığım, gülüşüm eritebilir mi senin soğuk buzlarını?
Zaman canlandırabilir mi içindeki renkleri?
Bizi bunların ayırdığını söyleme bana,
dönüşümlerin sendeki beni yıprattığını.
Yorgun bir olgunluktayım şu günlerde...
Unutmuş olmamalısın beni Alick.
Göz kalple anlaşma yapıp unutturabilir mi o günleri?
Sıcak Asya'daki cadde koşuşlarını, soğuk otel odalarını...
Yoksunluk acıtabilir mi bizi?
Böylesine uzaktayken, böylesine sessizken...
Adını sayıklayarak uyanıyorum düşsel gezintilerimden Alick,
Ve kayboluyorum ben de senin sessiz dalgalarında.

9 Ocak 2016 Cumartesi

Alice or Alick? Does it matter?

Yine bir havaalanı ve yine göz yaşları... Havaalanlarının bende tuhaf bir çekicilik yaratır ama nedendir bilinmez ilişkilerimde hep noktalar da havaalanlarında konulur.
Alick gidiyormuş bu sefer, ben değil... Tayland'da başlayan bir hikaye  Tr'de ve Fransa'da acısıyla tatlısıyla devam etse de Marakeş'te havaalanında sona eriyor. Onun ne istediğini hiçbir zaman bilemedim. Ama bildiğim bir şey var; onun bende adı Alice. Hayır harikalar diyarındaki Alice değil bu; ben onunla daha çok sıcak bir şehrin yüksek binalarının karanlık odalarındaydım. Bu da pek harikalar diyarı gibi gelmiyor. Onun adı bende Alice, Tom Amca'nın şarkısı gibi;

It's dreamy weather we're on
You waved your crooked wand
Along an icy pond with a frozen moon
A murder of silhouette crows I saw
And the tears on my face
And the skates on the pond
They spell Alice

Beynimde bir senfoni var durmak bilmeksizin ve onun adını sayıklıyorum; Alice ve Alick karışıyor birbirine.

Hayat hiçbir zaman bir kutu çikolataymışçasına görünmedi bana. Siyahımsı, güzel çikolataydın hayatla bağdaşlaştırmaya çalışabileceğim, bitter de olsa güzeldi yine de. Tadı damağımda kaldı. Her biten aşk gibi.

Hoşçakal Marakeş, hoşçakal Alick...




10 Ekim 2015 Cumartesi

Barış ve Ötesi

İdeoloji kutsaldır, peki bir candan daha mı değerlidir? 
Peki ya barışı istemek bu kadar zor mudur? 
İyi niyeti ve fikirleri bedenlerle birlikte yok etmek hangi insan evladının ürünüdür? 
Yaşadığımız trajedi ne zaman son bulacak?
Tarih ya da gelecek nesil bizi nasıl hatırlayacak? 
Hafızamız ne kadar derindir?

25 Eylül 2015 Cuma

Bir Rüya Yorumcusu Rushdie

"Rasyonel olmak iyidir, irrasyonel olmak kötüdür gibi basit bir mantık yürütemezsiniz. Akılsızlığın bir yanı hayal ve rüyadır. Akıl ve fantezi birleşince harikalar yaratır. Ayrıldıklarında canavarlar doğurur. Bence birçok insan bugünlerde dünyanın alışıldık kurallarının artık uygulanmadığını düşünüyor”