28 Ocak 2011 Cuma

Banana Moon is shining in the sky

Şimdi bi anlaşma yapalım; hayır ben kendimi anlatmıyorum, öyle de bi derdim yok aslında. Çünkü kendini anlatma çabası; yıpratma çabasının sadece bir yoludur. Benim yolum da bu olmamalı! Ama tarif edilemez bi duygu içindeyim; çünkü dünyanın istediği insan oldum, en azından öyle hissediyorum. Zevklerim, beğenilerim, yaptıklarım, uğraştıklarım... 20-21 yaş sanrılarını atlattım ve artık Camus'nün 'Sisifos Söylencesi' de eskisi kadar etkilemiyor. Bugün şöyle bi kendime tekrardan baktım tarafsız olarak; sanırım kendi kendime mutlu olmayı seviyorum. Kendi kendime konusuyor, gülüyor, aglıyor, kendime hediyeler alıyorum bazen ve bir mutluluk oyunu oynuyorum. Cok arkadaşım ve bana cok deger veren dostlarım var ve bunları kazanmak icin emek verdim ve evet ben bunları tüm ictenliğimle yaptım! Nasıl desem; ben hayatımı sevimli-mutlu yaşlıların yaşadığı soguk bi kasabada, dogayla ic ice olarak yalnızca gecirmek istediğimi düşlerdim, ama şimdi bu benim icin düş değil, kafamdaki kitap projesini gerceklestirmek icin yapmak istedigim bir şey, bir araç. Cünkü herşeyi uclarda yaşasamda, orta yolunu tutturmak icin gosterdiğim caba beni kendiliğindenliğe yönlendirdi. Şimdi, evet cok planım var, ama bunlarla hayata tutunuyorum. Hassas yapının altında güclü görünmeye yeltenmektir kimbilir bu. Camus mütevazice der ki; 'Bazılarının sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.' Bazen topluma ters düsebiliyorum ki aslında cevreme, ama nasıl oluyor da herkese bu kadar uyabiliyorum? Yanıtsız sorularımla uyuşma süreci olsa gerek... Entelektüelizmin gectiği bunalım ve toplumu anlamama kaygıları degil, öyle bir kaygım da olmadı; ama boyle zamanlarda da lanet olası sevdiğim felsefenin bana yarattığı o duyguyu hissettim ve şu fiili uyguladım; soru sor ve cevap bulamadıgında köseye cekilmektense kafa yor! Peki ya sonrası? Ara cevabı her kelimede, her insanda, her duyguda. Uyum sürecinde ayakta kalmamı sağlayan seylerden biri de; paylaşımı sevmem, evet belki de asıl nedeni budur. Ne hic küfür bilmeden eğitmemdir kendimi, ne de nezaket kelimesinin önemini beynime yedirebilmemdir. Tabi bir de 'empati' sözcüğünün günün cogu anı etkisi de denebilir. Ne cok şeye neden olmustur bu sözcük. Yaşamın cok sıradanlıklarla oldugunu belirtmis olsam da yasamımda bi sürece, sürprizlerle dolu oldugunu da söylemişimdir. Cünkü ben normal olmak icin cok caba sarfettim. Ve hic kimse bunu fark etmedi... Kendimi kendim yetistirdim, ailemden aldıgım degerlerle. Dostluklarımı gelistirdim, insanlardan öğrendiğim güzel şeylerle... Ama şey, ben bazen duvarlarla konusmayı seviyorum sanırım. Siz beni anlamasanızda ben saygı duymaya devam ederim ama. Öğretildim buna karşı. Bazı geceler Banana Ay ile konusacagım, Kucuk Prens'i anacagım hic olmadık yerlerde, gozlerimi kapadığımda Sigur Ros'un şarkıları eşliğinde ormanları, suyun sesini hissedeceğim. Ve daha bir cogu... Ucuk kariyer planları yapsam da beş parasız olacagım isi secmekle ve durmadan maneviyat deyip insanlıga faydam dokunsun diye didinecegim. Saf desinler, umrumda degil. İnsanlar uyurken gece yarısı ben nesli tükenen hayvanlar icin care arayacagım. 23 yaşımda bazen beklenenden cocukca, bazen de olgunca davranıslar sergileyeceğim. Sizce de böyle olmuyor mu? Ve benle caddenin ortasında yürürken, müziğin ritmine kaptırmış Pınar'ı aradıgınızda şaşırmayın. Üstelik tek bir şarkıyla günlerimi gecirdiğim az görülmemiş degildir. Kafa dağınık, oda düzenliyken ve bazen o kafadaki kelimeleri sokakta bulmaya calısırken gorurseniz dokunmayın. Benim gibi yapın; bişeyler ispatlamak yerine zamandan tasarruf amaclı gülümseyin ki insanlar size bir gülyabaniymiş gibi baktıklarında dahi. Zor değil, hoş bazen zordur ama deneyin iste. Sadece olsa olsa avurtlarınız yakınır bu durumdan. Uzaktan yakından hicbir ilginiz olmadıgı bir erkege sırf güzel gülüyor diye aşık olun. Ben denedim, daha cok ıhıh ıhıh diye gülmeyi öğrendim, biseyler öğrendiğim ve ögrettiği icin de daha cok sevdim. Mutlu olmak icin değil, normal demelerinden cok öyle olmak, belki de kendinizi bulmak icin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder