15 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Agustos Aksami

Kahvem, yagmur ve Arvo Part... Minimalizm, beynimdeki durgunluk ve bitmek bilmeyen planlar ve hesaplamalar... Izlenilmeyi bekleyen filmler, ne olacagi belli olmayan son 7 hafta...

Soguk bir Iskandinav ulkesinde evimde kahvemi icip muzik dinlerken hayal ediyorum kendimi... Kitaplara gomulmeyi o kadar ozlemisim ve edebiyattan o kadar ayri kalmisim ki soguk ve yapay duygusallik etrafimi sarmis ve iceri girmesine izin veriyorum.

Gecen son gunler guzeldi ve cumartesi Central Park`ta turladim. Pazar is sabah erken Mike ile kutuphanenin onunde Mike ile bulusup tenis maci izlemeye gittik ve oncesinde de evini gosterdi. Geceleri yildizlari izliyorum dedi. Cok sempatik geldi gozume 70 yasindaki Irlanda asilli Amerikali arkadasim. Tenis maci sonrasi alkolsuz birayi paylasarak Lincoln Center`da punk rock konserini izlemeye gittik. `If you see something, say something`deki say`i "buy something" diye soyleyip bizi bi guzel eglendiren activist sanatcimizi es gecmemek lazim. Wonderful day diye yorumlamis emailde. Burda cok arkadasim yok, Erasmus`taki gibi partide tanistiktan sonra Facebook`ta arkadas olup iletismimizin dogum gunu kutlamadan ileriye gitmeyecek olan tanidiklarim yok. Oyle laylaylom yasayip donme dersinde de degilim. Daha uzaklara gitme planindayimisin asli...

Kahvem yarilanmis ve onumdeki devasa Manhattan manzarasi cama vurmus damlalar nedeniyle silik gorunuyor. Ve Arvo Part`in muzigi devam ediyor. Evde yalnizim ve mutfaktayim. Guzel bir agustos aksami. Raki sofrasindaki muhabbetin verdigi keyfi ozlemek yok. Sogugu seviyorum ve mumkunse soguk bir yerde yasamak istiyorum. Cok sey istemiyorum: Izlanda-Isvicre ya da Iskocya?

(Bugun icimden bir ses Toulouse`da yasayacagimi soyledi) :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder