Yazilacak, paylasilacak cok sey var. Sorun zaman ya da yükümlülülkler degil; bilgisayarimin bozuk olmasi ve zihnen hazir hissetmemem... Gecen hafta bugun cok guzeldi. Strazburg´da bulustuk, Perec´in kitabi olan hediyesini verdim, ictik, yolculuk yaptik, yuruduk, sustuk, dinledik ve et cetera... 49 saat gecti ve yolcu ettim ve trene bindikten sonra gunesli bir gunde calistigim yere dogru yurudum. Yuzumde anlatilamaz bir gulumseme ve bosvermislik vardi. Tatmin olmadigim cevaplar da soz konusuydu. 2.5 yildir bekledigim kisi gelmisti ve gitmisti. Arkami dondum ve trenden inip geri gelir mi ve o lanet olasi 18 eurosu cope gider mi diye... Olmadi. Koca bir aptal olduguma inaniyorum. Evet, onu sevmiyorum ve bu lanet olasi guzel kasabada yalnizligimdan dolayi careyi onda riyorum. Cunku benim icin bu saatten sonra yeni birini sarkilarima dahil etmek cok zor.
Ona gelince, acayip ve sagliksiz olacak sekilde kilo almis; stresten olup olmadigini sordum ve alkolden dedi. Tipik bir Alman olarak. Geceleri konustuk... Gitmeden once hayallerimizden bahsettik. Yazacagi kitabin ilk sayfasinda ben olacakmisim... Bana adayacakmis. Evet gurur verici ama birseyler eksik. Uzuldum halime. Iliski umdugumu soyledim ve bu benim hakkimdi. Onaylanmadi. Elimden geleni yaptim. Tatmin degildim. Sakin yargilama. Cevap mesafe idi. Yapma bunu gözüm, bir bina ötesinde yasarken de aldigim cevabi biliyordum.
Gidisinden sonra ikinci aglayisim bu. Su an gozumden yaslar geliyor. Ame gercekten onun icin degil. Kendi zavalliligim icin. Kendimi kucuk dusurdugum icin. Siir yazmadan ilhamsizlikla gecen 2.5 yil icin. Geriye kalansa hatirlamak icin 49 saat, su an dudagimda opusmekten olusmus yara ve yazar oldugunda beni arabayla Fas´a goturecek olmasina duyulan beklenti. Onun mutlu olmasini, su lanet kitabi yazmasini istiyorum.
Onun kacislarini anlamadim; beni sevdigini soyleyip arkasina bakmadan gidisini... Onu gercekten sevmiyorum, biz gercekten farkili dunyalara aidiz. Onun hayali unlu olmak, benimse Salinger gibi izole bir hayatimin olmasi... Ama zitliklar da guzeldi tabii ki. Ama saatlerce konusup planlarini, duslerini ogrendigim bu kisi hayatimin kisisi olamaz. Uzerimde oyle bir yuk var ki...
Göbegi, sari disler, sarap sisesini agzina dayayarak icisini unutmayacagim.
Dogum gunume davet ettim ve 3. tanisma yildonumumuzde Koln´e gidecegimi ve onu sahnede izleyecegimi soyledim. Donukluk... Gercekten bunlari istiyor muyum?
Bir bosluktayim; sallaniyorum, sallaniyorum ama dusmuyorum. Dussem kabuslarimdan uyanacakmisim gibi...
Laf kalabalikligi yapmanin sonu geldi... Ben yoruldum, teklifimi yaptim. Bekledim ve tukendim ki buna en az benim kadar sahitsin... Zihnim yorgun. Bir kitap ya da Fas hayaliyle yasayamam. Hayatta hep idealleri, amaclari, tutkulari olmus biriyim ve cogu seyden vazgecerek onu bekledim. Before Sunrise ve Before Sunset´cilik oynayacak yillarim da yok. Ona ayirdigim zaman yuzunden Almanya´da Almancami ilerletemedim ve cok yalniz gunler gecirdim. Onun da yalniz kalip ne olup bittigini ogrenmesi icin de gec. Zaman olgunlastit dedim ve ben yanildim. Hayir hayir rasyonel, gercekci, realistik olmakla ilgisi yok, sadece ayni hatalari yapmak, gelecegimi ucuruma suruklemek istemiyorum. Sisyphos gibi olmak istemiyorum. Yorgunluk ve hep geri donus... Hayatimin en guzel yillarini cope atmak gibi. Yeni bir ulkedeyim ve yeni bir dil, kultur, cevre. Bunu da bok etmek istemiyorum acikcasi. Evet, acik oldu hersey. Onun sefil hayatina girmek istemiyorum ki onu benim masum dunyama davet ederken.
Son bir haftadir yasami, düslerimi sorguladim. Ölen insanlari duydum, kucuk bir yolculuga ciktim, dusundum, kendimden biktim, yenilendim ve tazelendim.
Bir iki gün icinde onu Facebook´tan ve hayatimdan silecegim.
Sevgili Pinar, ileride bu blog sayfasini okuyacak ve belki yazdiklarinla gurur duyacaksin ya da hayiflanacaksin. Herkese anlattin hikayeyi yuzeysellikle ve aslinda hikayenin kendisini sen yasadin. Farkli yorumlar duydun ve 2.5 yil bekledin. Ilerde bu satirlari okursan sakin pisman olma. Cunku Bad Boy -kendisinin de kabul ettigi gibi- senin yaninda olmadi. Seni seviyorum´lar ve opucuklerle hayatin gecmedigini de biliyorsun. Sakin bir iliski anlamindaki yalnizligini gelecek planlarin ugruna oldugunu kabullenme. Sen elinden gelenin en iyisini yaptin ve zaman (bu gercekci) ustesinden gelecek. Fransizcaya odaklanmak icin olabilir ve sakin dil icin kalbinden vazgectigini dusunme. O senin yaninda yoktu ve en onemlisi olmayacak da. Kandirmanin manasi yok. Geri getirebilir misin Koln sokaklarinda bira icerek aglayislarini? Hayir, bunu sen istedin ya da istemeyerek oldu. Onu suclamanin manasi yok elbette. Onun yaptigi tek fedakarlik 5´er saatlik bir yolculukla ve max. 60 Eurosunu harcayarak seni gormeye gelmesi. Peki hic dusundun mu sen neler feda ettin ve ne buldun, evet umduklarim da oldu tabii. Sakin pisman olma. Hep guclu gorundum ve icindeki saf masumiyeti ona doktun ve o da bir ogle treniyle gitti.
Derler ya ütopyalar guzeldir, hayir düsler ve gercekler güzeldir.
Belki yillar sonra Fas´ta bir Fransiz lokantasinda ya da bir imza gununde. Hala hayalcisin be guzelim. Insanlar acimasiz, hayat vurdumduymaz. Toparlanma zamani...
Before Midnight: This is real life. It's not perfect, but it's real...
Bugun gunesli bir gun ve tum kotulukleri alip gidecekmis gibi... Hadi devam edelim sigaramiza. Ve hatta son bir kez, yillarca duymayacakmiscasina onun sesini duyalim telefonda.
49 saat bitti, tren yolunu aldi. Sarap bardaklari yikandi, oda temizlendi, isler yoluna koyuldu... Dudaktaki yaralar da iyilesmek uzere, beyin ise olumcul intikamindan vazgecmek uzere yol almakta...
It´s high time to say Good bye!