100'ü geckin yazmısım bu bloguma ki yaklasık bir bucuk sene icinde. İyi beslemis miyim ruhumu, beynimi bilmiyorum. Benim bir konu hakkında soylemek istedigim bir sey var; aslında soyleyemedigim. 'Harry Potter' olayı? Kim o velet diyecem ama sanata olan saygımdan bu terimi kullanmayacagım ki her ne kadar populer olanın, populerlesen seylerin elestirisini yapmayı zevk edinsemde. Arkadaslarla bir araya geldigimizde mutlaka bi hokus pokus olayı mı desem konu bir sekilde H.P.'a geliyor ve gercekten hicbir fikrim yok diyerek susuyorum; cünkü sadece biri sinemada ve digeri de tv'de olmak üzere iki filmini izledim ve gercekten bir ortamda Harry Potter'dan laf acıldıgında cok yabani hissediyorum ki yaklasık 10 gun önce ikinci el pazarından 3 euroya yedinci kitabını almıs bulunmaktayım. Ha okuma hevesim var mı; hayır! Bi ara bi göz atmayı dusunuyorum.
Ama eve gidince ilk fırsatta Celine'e gomulecegim ve Thomas Bernhard'a zaman ayırmak istiyorum. Tutunamayanlar'ı tekrar elime almak isiyorum ve Olric ile basbasa kalmak...
Biraz politikaya kafa patlatmak ayrıca... Vapurda Hakan Gunday'ın son kitabını okuma hayali bile kuruyorum izmir icin. Simdiyse; onume gelen ingilizce makalelerle odev yapıyorum. Bizim bolumun kutuphanesi gunde 2 saat acık oldugu icin gitmeme taraftarındayım bu sıralar. Zaten bi ara epey zaman gecirdim zor gunlerimde ve simdi havalar guzelken (bazen aslında hala ceket-atkıyla dolasılınıyor agustosta) evde arastırma yapmayı tercih ediyorum. Arastırma derken; kendi capımda.
Biraz uyumalıyım sanırım. Ama haftaya kadar bitirmem gereken ve hatta baslamam gereken odevler var. Sure daralıyor ve zaman Oblomovluk zamanı degil...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder