10 eylul gunu sponsorumun aldigi karar neticesinde 3 gun icinde Tr`ye donmeliydim, yoksa Amerika`da kacak sayilacaktim ki bunu gercekten anlamiyorum. 28 eylulde vizem bitecekti ve gitmis oldugum program sayesinde seyahati de isin icine katarsak 9 ekimde Istanbul`a ucusum olacakti. Hersey o kadar kucuk bi hatadan oldu ki, tanidigim ilk yahudi olan ve benim icin isveren olmayi goze alip imza atan kisiye telefonla ulasamamalari sonucu oldu ve bir de sponsorun karar verme yetkisini elinde bulunduran; ablamla ikimizin o kadar rica-aglamalarina ragmen final decision`i gitmem olan yetkili kadindi. Kizgindim, dinlemediler beni. Hata benimdi boyle sacmasapan bi programla gitmistim, ama hayir pisman degildim. Turist vizesi almak hem zahmetliydi hem de kesin degildi. Iyiki de gittim, iyiki de dunyalar tatlisi insanlarla karsilastim.
Ama sanirim en vurucu 3 sey canimi acitti son gunlerimde. 10 eylul sabahi Bryant Park`ta otururken elimi yanaklarima koymus ablamin isyerinde sponsorla konusmasinin sonucunu beklerken yanima Yahudi birinin gelip bana ne dusundugumu sormasiydi. Amerika`da o kadar cok yahudi vardi ki saclarinin kenari uzun olan, kippa kullanan hep bi Yahudi ile konusmak istemistim ve bile bile yol soruyordum onlara az ve oz cevap veriyorlardi. Iste bu adam benimle sohbete basladi ve ne zaman Tr`ye donecegimi, issiz olup olmadigim icin mi boyle dusundugumu sordu ve bir sorunum olup olmadigini. Oturmasini rica edecektim ama o kadar merakliydimki ablamdan haber beklerken... Iste o an bu beni uzmustu. Haftalarca hic bir Yahudi ile konusma son anlarinda gelsin ve sana dersin olup olmadigini sorsun.
Ve son gun ablam benimle ilgilenmisti, ucak bilet tarihim degisene kadar Tr`ye donecegime inanmamistim, istemiyordum da; cunku herseyi ekime-donusume gore ayarlamistim ve okulun acilmasina daha vardi, ustelik hava da sicakti. Ama mecburdum. Neyse son gun ablamla yemek yedikten sonra gitmeyi cok istedigim Nublu`ya giderken daha once de tanismis oldugum ablamin arkadasina rastladik Irish Pub`in onunde. Bira icmeye davet edince, hadi son gecem deyip iceri atmamla kendimi onun tanistirdigi Irlandali adamla tanistim; muzisyenmis ve emlakcilikla ugrasiyormus. Ablamla arkadasi konusunca ben de cocukla ilgilenmeye basladim; o kadar kotu haldeydim ki gozlerim aglamaktan kizarmis, beynim ise gitme fikrine kendini alistirmaktan yorulmustu. Baslarda sohbet ilerledi ve ablamgil sigara icmeye gidince yalniz kaldik ve ask konusunda laf acilinca artik umutsuz oldugumu soyleyince bana enerjiden, kendimi onemsememden bahsederek onerilerde bulundu. Gozlerimin icine bakarak cok guzel konusuyordu. Ben de yuzunde hep huzun olan insanlari hep sevmisimdir. Ve opustuk biz. Ben cok bira ictim ve ismimin anlaminin kaynak-su oldugunu ogrenince bana su bile ismarladi. Nublu`ya gittik hicbir sey yoktu. Benim son gunum oldugu icin eglendirmek istedi. Sonra tekrar bir mekana gidip canli muzik dinledik. Ablam ayrilmak istedi ve onunla vedaasip birbirimizi Facebook`ta bulacagimizi soyleyip, son opucukle vedalastik ve o orda icmeye devam etti. Guzel bir geceydi benim icin. Guzel bir son geceydi.
Ve diger isimde Michael`di. Ayrilmam ani olmustu ve evdeyken ayrilmadan once aradim, bana siir okumustu mirildanarak ve bu beni telefonda aglatti. Hassastim ve sevdigim insanlarla vedalasamadan ayrilmak o kadar koyuyordu ki. 11 eylul sali gunu Manhattan`da binalara bakarken de hoscakal demedim, cunku tekrar gidecegimi biliyorum ama tekrar gitigimde bu kadar tatali insanlari yerinde bulabilecek miyim bilmiyorum. Ustelik Mike`a sozum vardi; Louis Armstrong`un evine gidecektik. Evet bunu gerceklestirmeyi cok istiyorum. Bu adami tanidigim icin gercekten cok ama cok sansliyim.
Ve geldik 12 eylule... Oglen ucusa hazirdim, cantamdaki alkol nedeniyle yukum fazlaydi.
Ucus guzeldi, Delta ile Istanbul`a donmus yolda epey bira icmistim (Samuel Adams`i ozluyorum su an). Yanimdaki Irakli kizla sohbet etmistim. Hayir icimde hirs yok, gercekten~ Amerika`da okumak istemiyorum ama bir gun oraya invitation letter`imla gidecem diye icimi kemiren sozcukler ucakta zihnimdeydi. Bu, parayla reail olmakti hem de tum masumiyetimle. Tek olumlu yani Turkiye`ye Cohen geliyor, onun konserine gitme umuduydu.
Istanbul`da otobusu beklerken Cafe Francais`te oturup emaillerime baktigimda Frank`in emaili beni gulumsetti huzunle. Dayimin en yakin arkadasi ve hep beraber bir haftasonu konsere gitmistik. Tekrar gorusecegimiz belliydi ve konser sonrasi ayrilirken gorusecegimizi soyledikten sonra `maybe in the future` demistim; cok gulmustu. Evet simdi bu boyle oldu; o da vedalasamadigimiz icin uzgun oldugunu dile getirdi. Gelecekte ne zaman gorusurum bilmiyorum ama su an o sikici konserde olmak icin neler vermezdim.
Yapamadigim cok sey kalmisti, en cok Amishleri gorememek uzmustu, ustelik soz vermesine ragmen sozunu ani gidisimden dolayi tutamayan dayimla vedalaşamamak...
Cohen konser bileti aradim Biletix`te ve sistem arizali oldugundan alamadim ve eve dondukten sonra gitmekten vazgectim. Cunku benim icin ozel isimdi ve gitseydim o konsere sahne yanindan izleyebilecektim; gormemek daha guzel dedim, birak hayallerinde kalsin dedim. Ve bir gun Cohen-Cave-Dylan`i gorme umuduyla kendimi kandirmaya devam edecegimimn gostergelerinden yalnizca biriydi bu.
Bir hafta evden hic cikmadim, ciddiyim, projeler aradim ve gunleri cope atmak istedim.
Ve Ankara`ya gittim, begenmedim. Yeni okulumu begendim ama. Simdi tekrar eve dondum ve birkac sonra yola cikacak Ankara otobusume gidecegim. Ben gun sayiyorum gitmek icin. Sadece 9 ayin nasil gececegini dusunuyorum. Iyi not ortalamasiyla mezun olma disinda pek beklentim yok. Herkes Amerika olayi icin kadar-hayirlisi diyor. Ben inanmiyorum. Kotu tercihti ama yapacak birsey yoktu. 4 hafta daha fazla kalmakla cok sey kazanacaktim. Yaklasik 2 bucuk hafta gecti ve iyiki donmusum demedim. Ekimde almanca kursuna baslayacaktim, onu da iptal ettim. Avusturalya`ya gitme karari aldim ciddi ciddi. 2 yil sonra bugunlerde orada olacagim.
Yarinsa yeni okulum aciliyor.
Eger orda olsaydim yarinki Izlandaca dersine gidecektim ve dun kurs hocasi email gondermis acikladim durumu. Federal Hall`de gonullu olarak tanistigim kisi benim cok yardimci oldugumu cok kibar emaille yazmis.
Ha guzel seyi de ekleyeyim; Almanya`dayken Elise ve benim anne gibi cok sevdigimiz hocamiz bana referans mektubu yazmayi kabul etti ve bunu carsamba gunu Konrad Adenauer Stiftung`daki staj gorusmemde kullanmam icin sans dileklerini eklemeyi de unutmamis. Ne sansliyim boyle dunyalar tatlisi insanlara rastlaadigim icin.
Son olarak, bana gelince babamin cok kibarca Kpss ye girme ricasina anlayis gostermemekle birlikte reddediyorum. benim burada yapacak birseyim yok, haziranda son finalleri verip gitmekten baska. Gitme istegi disinda pek bi beklentim yok. Ara sira viski icip muzik dinliyorum odamda. Simdi de hazirlanip ayrilacagim. Hayalimdeki yer tabiki Amerika degil ama tekrar gidecegim.
Son olarak icimdeki heyecan ekimdeki Olafur Arnalds ve kasimdaki Jay Jay Johanson konserleri.
Kucuk yolculuklarim var. Gecenlerde okudugum bir cumleyi paylasiyorum son cumle olarak; 'yolculuk' her zaman kilometrelerden ibaret degildir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder