1 Mayıs 2010 Cumartesi

Kelime Cambazlığı

Farkındalığının farkında olan her insanın meziyeti olduğunu düşünüyorum. Ben de bu noktada kendimi söz cambazı olarak görüyorum; belki sürrealizmi sevdiğim içindir kimbilir? Verin bana daha çok sözcük verin ve ben bir dünya kurayım onlarla; devrikleştireyim, bulandıayım kafaları. İnsanın kendi yazdığına dahi anlam araması ve çelişkiye düşmesi... İletişim, kendini anlatma derdi, derdini anlatma isteği... Sözcükler sadece harflerin yanyana gelmesinden ibaret değildir. Derme çatma duygularda dahi ete kemiğe bürünüp işlevselliğini koruyor. Ama yazılarımda bunu yapsamda; gündelik hayatta bikaç klişe cümleyle geçirince zamanı bişeyle eksik oluyor. Merhaba, tanıştığıma memnun oldum, kendine iyi bak. Bazen bunları zorunlu söyleme durumu var ki. Ben yazılarda sözcüklerle savaşarak, sevişerek kendimi ifade etmeyi seviyorum; içten olmayan ve zorla verilmiş selamlarda, tanışıldığı için memnun olunmalarda ve iyi bakılıp bakılmamasının kişiyi sahiden ne kadar ilgilendirdiği durumlarda özellikle...

26 Nisan 2010 Pazartesi

Ve bir soru

İnsan neden yaşar? Amacı olduğu için mi? Amaç oluşturduğu için mi?

12 Nisan 2010 Pazartesi

Felsefe

Benim de söylemem gereken bir şey var bu konuda. Nedir felsefe? Tanım yapmaya çok hevesli olmayan biri olarak bir sürü gerekçeler yazabilirim buraya. Ama ilk olarak şunu söylemem gerekir ki; felsefe melankolizm, ağlama-sızlama değil (melankolizm de ağlama-sızlama değil; yanlış anlaşılmış olmayı istemem). Tamam cevabını bulamadığın sorular işin içinden çıkılmaz bir hale sokuyor seni ama ben önceden bu durumun insanı kısırdöngüye srüklediğini düşünürdüm. Kapamalıyım kendimi odaya bireysel etkinliğimi gerçekleştireyim, hayır bu değilmiş felsefe! Felsefe sokakta, bende, sende, onda, herkeste. Değilmiş Tanrı'yı ya da tanrısızlığı arama, insanın ruhunu, evrenin kaynağını, hayatın özünü aramaya çalışma. Bunlar amaç değil, sadece birer araç. Bu nedenle düşünmek için uygun zaman ve mekan bulamadığımdan yakınsam da, ben yapıyorum eylemlerimnle felsefeyi. Felsefe hayatın kendisiymiş, hayır değil efendim; ben felsefeye hayat veriyorum; ayaklar altına alınılmaya çalışılan şu son yüzyılımızda. Düşünüyorum, soruyorum, araştırıyorum, okuyorum... Dediğim gibi ne felsefeyi amaç yapıyorum ne de felsefede bir amaç gözetiyorum. O benim için bir araç. Uğruna çoğu şeyi göze aldığım ki yanımda olan, yanında olduğum bir araç...

9 Nisan 2010 Cuma

Bilmiyorum

Artık yazmanın zamanının geldiğini düşünüyorum. Ben bekliyorum, onu göreceğim ve onunla konuşacağım anı. Tatlı bir heyecan bendeki. Korkuyorum, çünkü hayatta cevabını ve anlamını bulamadığım ve aramaktan yorulduğum kelime olan beklentinin yüzüme bir tokat gibi çarpmasından. Tanımamak ama bilmek, görmemek ama bulmaya çalışmak, susmak ama beyninin içindekini bulmak. Akrepliğim tutuyor yine işte. Ama yine de heyecanlanıyorum. Ad koyamazsın, anlam yükleyemezsin, bir şey biçemezsin. Ama aynı şeyleri seversiniz, aynı telden çalarsınız çoğu zaman. Farklılıklar, aynılıklar ve mesafeler. İlginç bir duygu bendeki... Ama tüm iyi niyetimle hissettiğim şeyler, beynimin doğurduğu hayaller...
Hayaller mi?
Saçmalıyorum galiba.

6 Nisan 2010 Salı

Yoğunluk

Yoğun geçiyor günler; istediğim gibi... Sınav stresinde değilim ama koşturmaktan unutmuşum haldeyim. Şimdilik herşey yolunda. Öyle olması için uğraşıyorum. Hergün bişeyler üretmeye çalışıyorum. Babam bana 'üretim tüketimden fazla olmalı' dediğinden beri hergün kendi kendime küçük de olsa sorumlulukmuşçasına bişeyler yapma çabasındayım. Uykudan feragat ediyorum çoğu zaman. İyi de ne için? Bekle, sana düşüncelerimi anlatacam geleceğe dair; çılgınca bile bulacaksın, ya da saçmalık olarak. Ama ben anlatacam ilerideki zamanlarda. Anla ya da yanlış anla, ya da hiç anlama (ukalaca algılama)
Ama şimdi izin istiyorum; zaman için, anlayış için.

4 Nisan 2010 Pazar

Psikoloji

Nedendir bilmiyorum ama hala bilim olup olmadığı tartışılan ve bilim olduğu taraftarında olduğum psikolojiye alışamıyorum. Yaptığım her davranışımın, düşüncelerimin ve eylemlerimin bir nedenini açıklaması mıdır (ki benim özgünlüğüm ortada olmuyor) yoksa kişisel gelişim kitaplarından haz almamam mıdır soğutan neden anlamış değilim. Tamam, eğlencelidir ama dar kalıplara sıkıştırıyor bir kere (mesela bu felsefede söz konusu değil daha geniş anlamda). Freud'un çalışmalarını koy ve herşeyi bununla açıklama çabasında ol, e o zaman psikologlar ya da psikoloji öğrencileri ne üretecek, neyi yorumlayacak bu imkanlarda? Söylenen söylenmiş, yazılan yazılmış...

2 Nisan 2010 Cuma

Şanslıyım

Bugün öğrenmiş olduğum üzere dışarıdan çok soğuk görünüyormuşum, insanlara itici bir izlenim veriyormuşum, ama tanıyınca ne kadar iyi olduğum, farklı biri olduğum söylenilince mutlu oldum. Ne derdim marjinal olmak ne de özgüveni olan bir görünüm vermek. Ama şunu söyleyebilirim ki, kendisini öven insanı itici bularak konuşuyorum; ben iyi biriyim ve çevremde iyi insanlara yer verdiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Kötülüğe ihtiyacım yok, zamanım yok, gücüm yok. Siz bana verin bi kitap, verin bi şarkı mutlu olurum. Mutluluğu basite indirgemek gibi birşeydir bu. Kendi kabuğumda bir dünya yarattım. Beni sadece ben üzebiliyorum, beni sadece ben mutlu edebiliyorum. Polyanna'yı oldum olası sevmem, gerek de yok yapmacık maskeye, gereğinden fazlasına ama. İçten olmaya çalışıyorum. Bazen diyorum kendi kendime, bu kadar iyi olma. Ama napayım. O tüylerimi ürperten cümle dökülüyor beynime: Ben böyleyim!