3 Eylül 2012 Pazartesi

Forgettable





I am a little drunk but I am aware of what I am writing at the moment. Please don’t come over if you need conscience or expectation even for a little hope. I am worried about waste of time. Better to have unfinished story. Frankly, do you still feel stronger to complete, feel passionate or make it simpler? I am both proudly and logically not supposed to! I am afraid of being in love again. After a year and  half I need to be slightly numb in order to regain old enthusiasm and vivid dreams I once had as I loved you before. I, therefore, need more time to see you by my side, also with a good intention… Needless to say that I  know well i am a little tired of being kept to wait, however it is kinda like full of hell. God (?) damn!
As far as I know, Nietzsche was used to say that “Hope is the worst of evils, for it prolongs the torment of man”. Do you totally understand what i meant? Worth still hoping? I am not willing my dear.
Even a thousand words is unable to express how i feel regarding the all past experiences. I wish i could find right words… Exhausted already or may be blurry, too much to hold then in. But anyway...

No matter what you`ve done/what happened. Really! I thank you for your kind offer. You tried at least. I highly appreciate your sensitive Pisces heart in love. But you ought to know that i have fragile heart as well as a kind of sentimentality! Well, instead of coming, drink Kolsch, catch a good song and remember me (if you like) by wearing a smile at your convenient time.
Faithfully,
Pinar

1 Eylül 2012 Cumartesi

Yarim

Sonbaharin ilk gunu... Ne getirecegini bilmedigim bir zaman... Kafami kurcalayan cumleler, sarap ve Cohen bir New York aksami...
Beni ozlemis ve gormeye gelecekmis, tum gun boyunca yurudum, oturdum, yurudum, oturdum ve de dusundum. Gercekten bunu yapar mi? Tarihleri ayarlamaya calistim ve sonunda yoruldum. 1.5 yil aradan sonra hazir olup olmadigimi sordum kendime. Hayatimda beni en cok gulduren insan tarafindan o kadar incitildim ki, aslinda onun beni gormek istemesinin ozlemden ya da kendi ic hesaplasmasinin vermis oldugu vicdan azabindan degil onun kendi yalnizligindan oldugu sonucuna vardim. Peki ben ozluyor muyum? Hem de cok, ama onu sevmiyorum. Hayir gururdan degil. Ben guclu-gucsuz, kararli-kararsiz oluslarimdan yoruldum. Bir seruvene kapildim ve kendi hayatim icin ayakta kalmaya calisiyorum. Asik olmak istiyorum ama askin beni ele gecirmesinden korkuyorum. Aslinda ben, `ben` olani arama ugrasindayim. Inan o kadar zamanimi aliyor ki...
Bir insani sevmek onun sizi uzmesine musade etmeniz anlamina gelmez (Yazmak cok kolay is uygulamaya gelince olmuyor ya). Ozellikle eger siirleriniz ve sarkilariniz tukenmis, tuketilmisse. Oyle donuk hissediyorum ki ve oyle yorgun... Insanin kendinden de siyrilmak istedigi anlar var ya iste o zamandayim tekrar. Yazmak geliyor yazamiyorum, konusmak istiyorum ama konusamiyorum.
Bu yazi oncesinde uzunca olacagi konusunda uzlasilmis ve yarida bitenlerden olacak tekrardan. O kadar cok isterdim ki herseyi herseyi yazmak ve kelimeleri tuketmek, canini acitmak... Kendini uzmekten ote gitmiyor oysa, ustelik baska dilde anlanilacaksa.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Hikaye(ler)

Benim de bir ask hikayem oldu gibi... Haftalar sonra mesajini alip telafi edemedikleri seyler icin ozur vs. Make up olayina gerek yok dedim ve bitirmek isterken onu tekrar gorup gormeme firsatimi sordum gelecek yaz icin. Tabiki diyerek yanitladi. Yillar sonra (cok degil) gorecegim onu ve bir yil sonra.
Cok ciddi bir surecin icine girecegim, biliyorsun deli gibi proje arastirdigimi ve Tanrim olursa Izlanda`ya basvuracagim. Ve uzakliklar gorunecek ki olursa. Sanssizlik bulutlari o kadar uzerimde ki umut edemiyorum artik. Peki bu icimdeki tuhaf agirlik ve tasinilan melankoli bizim ulkeye ozgu mu diyorum, hayir herkes farkli olsa da bir sekilde hepimiz kiskancliklarimizin, umutsuzluklarimizin, basarisizliklarimizin ve kayiplarimizin sonucu konusunda esitiz. Bu dunyanin en laylaylom ulkesinde olsun ya da Afrika`da bir kabile olsun. Nefes alan ve `insan` olarak nitelendirdigimiz her canli turu icin ayni. Kosullar farkli o kadar...
Sanirim bu haftayi NY`u kesfetmeye ayirmis olmamdan dolayi mi bilmiyorum cok sevdim, ucuz likor yeri de buldum ve viskimi-tekilami depoladim. :) Brooklyn`i sevdim, yuksek binalarla bogmadan kizilimsi duvarlarla pek de sevimli gorundu diyebilirim.
Cok cok tatli bir arkadasim var ve US Open tenis macini mailimi gec kotrol etmemden dolayi kacirmis bulunuyorum. Iyi ki Mike`i tanimisim, sayesinde son pazarim cok keyifli gecti, hatta C.Aznavour`un kuzeniyle bile tanistim.
Bakalim haftaya bizi neler bekliyor, gunler azalirken tadini cikarayim diyorum ama nasil desem biraz universite ortamini ozlemedim degil.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Agustos Aksami

Kahvem, yagmur ve Arvo Part... Minimalizm, beynimdeki durgunluk ve bitmek bilmeyen planlar ve hesaplamalar... Izlenilmeyi bekleyen filmler, ne olacagi belli olmayan son 7 hafta...

Soguk bir Iskandinav ulkesinde evimde kahvemi icip muzik dinlerken hayal ediyorum kendimi... Kitaplara gomulmeyi o kadar ozlemisim ve edebiyattan o kadar ayri kalmisim ki soguk ve yapay duygusallik etrafimi sarmis ve iceri girmesine izin veriyorum.

Gecen son gunler guzeldi ve cumartesi Central Park`ta turladim. Pazar is sabah erken Mike ile kutuphanenin onunde Mike ile bulusup tenis maci izlemeye gittik ve oncesinde de evini gosterdi. Geceleri yildizlari izliyorum dedi. Cok sempatik geldi gozume 70 yasindaki Irlanda asilli Amerikali arkadasim. Tenis maci sonrasi alkolsuz birayi paylasarak Lincoln Center`da punk rock konserini izlemeye gittik. `If you see something, say something`deki say`i "buy something" diye soyleyip bizi bi guzel eglendiren activist sanatcimizi es gecmemek lazim. Wonderful day diye yorumlamis emailde. Burda cok arkadasim yok, Erasmus`taki gibi partide tanistiktan sonra Facebook`ta arkadas olup iletismimizin dogum gunu kutlamadan ileriye gitmeyecek olan tanidiklarim yok. Oyle laylaylom yasayip donme dersinde de degilim. Daha uzaklara gitme planindayimisin asli...

Kahvem yarilanmis ve onumdeki devasa Manhattan manzarasi cama vurmus damlalar nedeniyle silik gorunuyor. Ve Arvo Part`in muzigi devam ediyor. Evde yalnizim ve mutfaktayim. Guzel bir agustos aksami. Raki sofrasindaki muhabbetin verdigi keyfi ozlemek yok. Sogugu seviyorum ve mumkunse soguk bir yerde yasamak istiyorum. Cok sey istemiyorum: Izlanda-Isvicre ya da Iskocya?

(Bugun icimden bir ses Toulouse`da yasayacagimi soyledi) :)

10 Ağustos 2012 Cuma

Utandim ve kizardim

Insanlar sinirlerimi bozdukca ya da birdenbire canim sikilinca Moby`nin sarkisindan umut bekliyor gibiyim. Gibisi fazla; oyleyim. Bugun kendimden cok utandim. Newport`ta tanistigim biri ile MoMa Muzesi onunde bulusacaktim ve telefonum olmadigindan ulasamadik birbirimize ve ben kisa bir sure sonra eve dondum ablam icin. Ve o tatli ve sevimli yasli kisi beni beklemis ve ozur icin aradigimda bana telefon hediye etmek istedigini, is konusunda da yardimci olacagini soyledi ki o kadar yol gelip bir de muzede anonsa yaptirdiktan sonra. Ben de onun icin ucretsiz biletlerden almistim ve cok cok utandim cunku daha fazla istekli olabilir veyahut uzunca bekleyebilirdim ya da tel.kulubesinden arayabilirdim. Eve donup tel. konusmasindan sonra bu tarz seylerin mertce arkasinda durmayan kisilere kizdigim icin kendime kizdim. Su an aklim hep onda. Hafta sonu gorusmeyi cok cok istedigimi soyledim. Seviyorum kalbi guzel olan insanlari ve bana kapisini acan insani... Bana o elektrigi veren insani...

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Peki ya yarin?

Basladim tekrar proje arastirmaya ve gelecek yaz staj icin de gunlerdir netteyim. Gelecekten korkuyor gibiyim, okul kapandiktan sonra Turkiye`de kalmak istemiyorum ve sirin bir kasabada bir sureligine yasamak istiyorum; daha dogrusu master icin de ugrasmak. Biraz stres altina girdim gibi ve zamana birakmak istemiyorum. Yerimde oturup gun de saymiyorum. Yarin ne getirecek bana?

Ayrica dayimdan bir sureligine arastirma yapmak ve film izleme amacli laptop`unu odunc aldim. Bu demektir ki bol bol yazabilirim. :)

Bugun kesfettigim guzel sarki, Cohen`e selam olsun... http://www.youtube.com/watch?v=soZMuJWYVqQ&feature=youtu.be

30 Temmuz 2012 Pazartesi

NY ve haberler

Ve tekrar NY ve hatta 15. gun... Sevdim mi sevemedim mi bilmiyorum. Aramda hicbir sekilde bir bag kuramiyorum. Ozgurlukler ulkesi degil burasi, Kurallar var, Almanya`dan daha cok. Ama Tr`de olmaktan daha iyi hissettiriyor burasi. Daha az kompleksli insanlar var. Donmeyi istemiyorum ama dondugumde son aylarimi yasayacagim. Insanin ulkesini sevememesi ne kotu bi sey. Planlar yapiyorum hayati daha programli yasamak icin. Gelecek yaz staj derdindeyim. NY Publi Library`den Irlanda ile ilgili 2 belgesel aldim ya da diger alternatif olarak Rusya. Hangisi hesapli gelirse. Hangisinin havasi daha soguksa... Ama samimi olmak istersem Almanya`min yeri ayri. Avrupa`ya daha cok aidiyetlik hissediyorum. Bura icinse ileride Californiya`yi gormek icin gelirim, Amisleri hazir burdayken gorur donerim diyorum.
Bugun 2 guzel haber aldim. Cok sevdigim ve Berlin`de master hayali kurdugum arkadasim Varsova`da mastera kabul edilmis. Sabah sabah cok mutlu etti. Az once de Scorpions`un ekimde Izmir`de konseri oldugunu gordum! Saka mi? Jay Jay Johanson`i da Izmir`de kacirmistim ve buna umarim firsatim olur.
Ben iyiyim; hersey yolunda. Tezimi yazmaya baslayacagim ve su siralar kutuphaneden aldigim filmleri izliyorum. Is ariyorum. Ablamla arami duzelttim. Bu hafta Amerikali bir arkadasimla bulusacagim ve haftasonu dayimin arkadasiyla tanisacagim... Yeni insanlar giriyor hayatima ve bu da beni mutlu ediyor.